Narlıdere Life

Narlıdere’li iki genç Musikhochschule Lübeck’de

Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan iki genç öğrenci Almanya’da Musikhochschule Lübeck’de (Yüksek Müzik Okulu) eğitim almayı başardılar.

ikigencara

Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda öğrenciyken kurdukları bağlantılar ve kişisel çabalarıyla Musikhochschule Lübeck’de eğitim alma şansını yakaladılar.

Musikhochschule Lübeck’de eğitim alma şansını nasıl yakaladınız?

Türkiye’deki eğitimimize devam ederken konservatuar hocalarımızın tavsiyeleri üzerine okulu araştırmaya başladık.  Biraz bilgi sahibi olduktan sonra okulun sınavlarına girdik, aynı gün sınav sonuçları açıklandı ve kazandığımızı öğrendik. Çok büyük bir heyecandı bizim için… Okulun öğrencisi olmak için hazırlıklarımızı bitirip Almanya’ya yerleştik.

Bu alanda Avrupa ile Türkiye’deki eğitim sistemini değerlendirecek olursanız bu konu hakkında neler söylersiniz?

Bildiğiniz gibi Klasik Müzik Avrupa’da doğmuş bir müzik türüdür. Türkiye’deki hocalarımız, kendi alanlarında ne kadar gelişmiş olsalar da birçoğunun zamanında yaptığı gibi Avrupa’ya gelerek bu müziği doğduğu yerde öğrenmenin Türkiye’deki eğitime nazaran daha faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Musikhochschule Lübeck’te eğitim veren tanınmış sanatçılar var. Bu isimlerden bize örnekler verebilir misiniz?

Eğitim aldığımız çok değerli hocalarımız var. Bunlardan örnek verecek olursak öncelikle Dünyaca ünlü klarnet virtüözleri Sabine Meyer, Reiner Wehle, Eski Berlin Filarmoni solo kornocusu Christoph Kohler, Bamberg Filarmoni Orkestrası Solo Fagotçusu, Pierre Martens, günümüz piyano yarışmalarına jüri üyesi yetiştiren Konrad Elser gibi birçok ünlü sanatçıyı sayabiliriz.

Bu kadar ünlü isimlerle çalışmak size ne hissettiriyor?

Bu fırsata sahip olmak bizi gerçekten çok motive ediyor. Televizyonda izlediğimiz, yanımızdan geçse bile heyecanlandığımız o ünlü isimle ders yapıyoruz. Bunu avantaja çevirebildiğimiz sürece bu şansı yakalamak çok güzel. Bize çok güzel referanslar sağlayabilir, yeni kapılar açabilir.

Türkiye’de bazı kurumlar yurt dışında okuyan öğrencilere burs imkânı sağlıyor, siz bu burslardan yararlanabiliyor musunuz?

Lübeck’e gelmeden önce burs için birçok kurum ve vâkıfa başvurduk. Ancak aldığımız cevaplar pek olumlu olmadı. Ne yazık ki, ülkemizde yurt dışına gitmek isteyen müzisyenleri destekleyen kurumlar çok az. Biz başvuru ve araştırmalarımıza devam ediyoruz. İnancımızı kaybetmedik.

Yurt dışında öğrenci olmakla Türkiye’de öğrenci olmak arasında finansal açıdan ne gibi farklılıklar var?

Özellikle Türkiye’den gelen öğrenciler için yurt dışında yaşamak maddi anlamda zaman zaman çok zorlaşabiliyor. Çünkü biliyorsunuz ki ailelerimizin Türkiye’den gönderdiği destek burada yaklaşık olarak 3 katı değer kaybediyor. Bu yüzden burada daha rahat yaşayabilmek için ek işlerde çalışıyoruz. Müze, restoran gibi yerlerde yarı zamanlı çalıyoruz. Bazı arkadaşlarımızdan bebek bakıcılığı yapanlar var.

Okul bittikten sonraki hedefleriniz neler? Planlarınız Türkiye’ye odaklı mı?

Türkiye bizim vatanımız, şimdiye kadar yaşadığımız ülke. Sanatta, müzikte, kültürde bilgiye ve gelişmeye hep ihtiyacı var. Biz buradaki eğitimimizi iyi bir şekilde tamamladıktan sonra bilgilerimizi, deneyimlerimizi ülkemize de aktarmak istiyoruz.

Ülkemizde sanata, özellikle Klasik müziğe verilen değer malum. Sizce önümüzdeki yıllarda sizin gibi başarılı genç müzisyenlerin ülkemiz adına bazı değer yargılarını değiştirmesi muhtemel midir?

Biliyoruz ki Türkiye’de sanat önemini fazlasıyla yitiriyor. Senfoni orkestraları, operalar, baleler, tiyatrolar hep kapatılma noktasına gelmiş durumda. İnsanlar sanatın bir ülkede nasıl gizli kahraman olduğunu henüz farkında değiller. Ülkemizin başarılı sanatçılara, sanatçı adaylarına her zaman ihtiyacı var. Biz sanatı temsil ettiğimiz sürece umut ve değer her zaman daha da artacaktır.

Yağızcan Keskin

1993 yılında İzmir’de doğdum. İlkokul yıllarında annemin okul zamanından kalma melodikasıyla başladım müziğe. Ailemin desteği ile 2007 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın klarnet bölümünü kazanarak İzmir Devlet Senfoni Orkestrası klarnet sanatçısı Ender Gülenler ile eğitimime başladım. 2010 yılında liseyi bir sene erken bitirdikten sonra “Ecole Normale de Musique de Paris” in sınavlarını kazanarak orada eğitim görme şansı yakaladım. Ancak maddi imkansızlıklar ve karşılaştığımız bazı problemler sonucunda Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldım. 2013 yılında da bir sene sınıf atlayarak D.E.Ü. Devlet Konservatuarı’ndan Ender Gülenler’in öğrencisi olarak mezun oldum ve yine İzmir’de yüksek lisans eğitimine başladım. Buna paralel olarak ikinci eğitim için Almanya’da Lübeck Müzik Yüksek Okulu’nda klarnet dalı için giriş sınavlarına girdim ve başarılı oldum. Eğitimime Dokuz Eylül Üniversitesi’nde ve aynı zamanda Lübeck Müzik Yüksek Okulu’nda Prof. Reiner Wehle ile Almanya’ da devam ediyorum.

Oğuzhan Güner

1992 yılında doğdum. İlkokul ve orta okul eğitimimi Aydın’da tamamladım. Küçük yaşlardan beri müziğe olan ilgim, ailemin ve yakın çevremin dikkatini çekmişti, bunun üzerine konservatuvarın lise giriş sınavlarına hazırlandım. Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazanıp, fagot eğitimime İzmir Devlet Senfoni Orkestrası solo fagot sanatçısı Tolga Alpay ile başladım ve ilerleyen senelerde Öğr. Gör. Mustafa Suyolcu ile devam ettim.  Üniversite eğitimimi yurtdışında sürdürmek istiyordum ancak bazı engeller ve maddi sıkıntılardan dolayı bu isteğimi ertelemek zorunda kaldım. Türkiye’de başladığım 4 yıllık üniversite eğitimini 3 yılda bitirerek Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan derece ile mezun oldum. 2013 eylül ayından bu yana master eğitimime Müzik Yüksek Okulu’nda Prof. Pierre Martens ile Almanya’nın Lübeck şehrinde, devam ediyorum.

Haber: Özgür Yaşar

 

Belkıs Ersan Yaka

Genel Yayın Yönetmeni/İmtiyaz Sahibi

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */