Modaya uyun, esiri olmayın

Herkesin yaşam biçimine, vücut yapısına ve kişiliğine göre bir tarzı olmalı. Ünlü modacı Ertan Kayıtken’den dergimiz için röportaj talebinde bulunduk. O da bizi kırmayıp kabul etti. Randevulaşıp Alsancak’taki ofisinde röportaj yapmak üzere buluştuk. Kapıdan girerken insanı etkileyen, son derece zevkli tasarlanmış bir çalışma ortamındayız.ekran-resmi-2016-10-25-10-47-58

Çalan müzik, masada duran kırmızı gelincikler ve onunla uyumlu duvardaki tablo…

Sohbet sırasında, Alev Ebuzziya’nın özel tasarımı olduğunu öğrendiğimiz çay bardaklarında çaylarımız ikram ediliyor ve Ertan Kayıtken ile sohbetimiz başlıyor. Bize projelerini, defilelerini, bu sene nelerin moda olduğunu ve kendisini anlatıyor:

Kendinizi tam olarak nasıl tanımlıyorsunuz? Modacı mı moda tasarımcısı mı?

Modaya başladığım ilk yıllarda, o gençliğin verdiği heyecanla çalışmalarımda “ben yaptım” çabası vardı.

Fakat yıllar geçtikçe ve tecrübelendikçe bunun yanlış bir şey olduğunu anladım. Pantolonu ve ceketi yeniden icat etmek diye bir şey mümkün değil. Moda konusunda söz sahibi olabilmek için dünya modasını bilmek ve çok iyi takip etmek gerektiğine inanıyorum. Ben de her gün İnternetten, televizyondan, yapılan defilelerden ve önemli davetlerden takip ediyorum. Bu anlamda dersimi çok iyi çalışıyorum. Çünkü eğer İzmir’de yaşıyorsak veya Türkiye’nin herhangi bir şehrinde bu mesleği icra ediyorsak kalkıp dünya modasına buradan silah çekmek bence biraz şövalyelik olur. Ben de dünya modasından etkilenip kreatörlük yapıyorum. Atölyemde çalışan çok değerli terzilerim var. Ben kreate ediyorum terzilerim dikiyorlar.

Karşıma gelen bir hanımefendiyi çok iyi tanıyıp proporsiyonunu (uygunluk) inceleyip, neyi nerede nasıl giyebileceğini, ne ile giyebileceğini tanımlayan kişiyim.

Moda aslında kadın merkezli bir oluşum. Ama sektöre erkek modacılar hâkim. Dünyanın en ünlü modacıları hep erkek.  Sizce bunun sebebi nedir?

Ünlü modacılar erkek dediniz, aslında ünlü modacılar genelde gey. Bu bir gerçek, ünlü modacıları, kreatif ruhu yüksek kişilerdir. Bu yüksek ruhu, onlara tanrı tarafından verilmiş bir yetenek olarak görüyorum. Çok maskülen, çok sert bir yaşam sürerlerse bu alanda çok başarılı olmayacaklarına inanıyorum. Kadını kadın gibi anlayabilecek ve aynı zamanda da erkek gibi görebilecek çift ruha sahip olanların bu meslekte başarılı olduklarını düşünüyorum. Ama tabii ki böyle bir kural yok kesinlikle.  Ben burada gey sözcüğünü sesk anlamında söylemiyorum. Kadına kadın gibi de bakabilecek, erkek gibi de görebilecek bir kabiliyete sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. Bu kabiliyet de gey modacılarda daha çok var.

Hazırladığım erkek kıyafetleriyle bu sene söz sahibi olacağım.

Bir koleksiyonu hazırlama süreci nasıldır?

Çok heyecanlı bir süreçtir elbette. Ben bir defilem bittikten sonra hemen ikinci defilem için heyecanlanmaya başlıyorum.

Şubatın sonunda ya da Martın ilk haftasında benim özel bir davetim olacak. Bunu da ilk defa size söylüyorum. Sevgili Uğurkan Erez koreografisini yapacak. Mücevherlerimi Leyla Özakbaş hazırlıyor.   Türkiye’nin birçok ünlü ve popüler ismi, modeller, mankenler görev alacak. Bu davet için 45 parça kıyafet hazırlıyorum; genelde siyah ve beyaz renkleri üzerine çok soft olan bejler, pembeler, bebek mavileri ve şarap renkleri gibi renklerle de o koleksiyonu canlandırmayı planlıyorum.

Bu organizasyonda KİTVAK ile birlikte çalışıyorum, lösemili hastaların yararına gerçekleştirilecek bir davet olacak. Bu organizasyondan hemen sonra İstanbul Moda Günleri’ne de bir koleksiyonumla katılacağım. Orada da bayan abiye kıyafetlerimin yanında, son iki defilemde olduğu gibi şık erkek kıyafetleri de olacak. Hoş hanımefendilerin yanındaki beyefendiler için hazırladığım erkek kıyafetleriyle bu sene söz sahibi olacağım. Gördüğünüz gibi şimdiden heveslenip heyecanlanmaya başladım. İşte bir koleksiyonu hazırlama süreci böyle bir şey.

Her sabah dualarımı okumadan dışarıya çıkmam.

Heyecanınızı ve enerjinizi nasıl koruyorsunuz?

İddialı olmazsanız, kendinize inanmazsanız başarılı olamazsınız. Hırs, çalışmak adına önemlidir, ama hayallerinize hırs yüklerseniz başarılı olamazsınız.

Her sabah dualarımı okumadan dışarıya çıkmam. Üstüme iyi enerjiler yüklerim. Kendimi kötü hissettirecek, bana negatif enerji veren her şeyden uzak dururum.

Bir sezonun moda renkleri neye göre belirleniyor?

Ben dünya modasını takip ediyorum dedim ama hiçbir zaman da o sanayinin esiri olmadım. Daha ziyade, çok moda olan renklerden kaçarım.  Kendi duygularım ve hislerimle koleksiyonum hangi renge ihtiyaç hissediyorsa onu kullanırım. Bunu koleksiyon size söyler. Bir kıyafeti kırmızı yapmak var, bir de siyahta anlatmak var; eğer onun siyahta anlatılması gerekiyorsa kendi rengini belirliyor zaten.

Benim bu sene kullanmak istediğim renkler; yumuşak tonlar, terrakotta, soft şarap renkleri, bebek mavileri, tozpembeler gibi. Ama konfeksiyon anlamında baktığımız zaman;  elektrik mavileri, petrol renkleri, şarap renkleri, siyah ve beyaz dünya modasında bu yıl çoğu modacının yakalamış olduğu renklerdir.

Moda, doğası gereği çabuk tüketilen, eskitilen bir şey. Modayı kalıcı bir zemine oturtmak mümkün mü sizce?

Mümkün değil elbette. Benim önerim, her zaman modayı takip edip güncel olun ama modanın esiri olmayın.

Modayı nasıl takip etmeliyiz?

Dinimizde bile bize bir kitap verilmiş, onu korkarak okursak hiçbir şey anlamayız ama yaratanın neyi neden önerdiğini anlayarak, akılcı bir şekilde okursak aklımızı ve irademizi kullanmış oluruz. Hepimiz farklı yerlerdeyiz, hepimiz ayrı sınanıyoruz,  yüce yaradan hiçbirimizi tek tip istemedi, herkesi ayrı yarattı. Koyun gibi bir toplu davranış şekli yerine modada da herkesin kendi iradesini kullanabilmesini önerebilirim.

Örneğin sizin yaşam biçiminize göre, vücut yapınıza göre ve kişiliğinize göre sizin bir tarzınız olmalı. Çok fazla modanın esiri olan kadınların ya da erkeklerin kişiliğinin çok oturmadığını düşünüyorum. Hem akılcı değil, hem de başka kimliklerin arkasında olunmamalı diye düşünüyorum. Herkesin kendi tarzı ve enerjisine göre dünya modasından kendisine uyanları seçip giyinmesi de bir hünerdir.

Barış Manço’nun kostümlerini hazırladığınızı biliyoruz, bu nasıl oldu peki?

Yurt dışından yeni dönmüştüm, acaba popüler olabilmek ve gündeme gelmek için ne yapabilirim diye düşündüm.  Fuarda bir şeyler yapmak istedim. O yıllarda bütün Türkiye’nin gözü fuara dönerdi. Ben de Maksim Gazinoları’nın sahibi Atalay Noyaner ‘le görüşmeye gittim.  Allah rahmet eylesin, bana “tamam gel dedi, burada bir program hazırla” ben de gençlik cesaretiyle “beni solist altı çıkartırsanız yaparım” dedim. Assolist ise Hülya Koçyiğit’ti. Işıklı neonlarda ismimi görmek istiyordum, bu beni çok heyecanlandırdı,  çok sevindim. Böyle başladım, “Ertan Kayıtken Mini Defile Show” olarak üç yıl devam etti programım.

İlk sene Barış Manço ile o kadroda beraber çalıştık. Benim kıyafetlerimi görüp, benden yardım istemişti. Daha sonra arkadaşlığımız dostluğa dönüştü. O da benim gibi oğlak burcuydu. Çok güzel zamanlarımız oldu kendisiyle. İzmir’e geldiği zaman otelde kalmaz, bende kalırdı. Onun imajı ve yapacağı programlar konusunda oturur birlikte yıllık planlama yapardık. O taktığı yüzükler,  yakalar, giydiği ceketler hep ortak çalışmalarımızdı.

Barış Manço çok sevilen bir insan ve Türk müziği için de önemli bir isimdi. Onu giydirmekle mesleğimin sınıf atladığını düşünüyorum.

Bilgi ve tecrübelerinizi aktarıp  yetiştireceğiniz kişi veya kişiler olacak mı?

Moda üzerine verilen eğitimlerde benim düşündüğüm tatta bir eğitim göremiyorum.  Bana çeşitli okullardan moda eğitimi alarak gelmiş olan çocukları görünce şaşırıyorum. O kadar başka anlamdalar ki, o kadar kopuklar ki… Ben coğrafyanın da gezerek öğrenilmesi taraftarıyım. Sadece resimlerle ve kitaplardan okuyarak değil, daha çok uygulama yaparak moda eğitiminin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çeşitli okullardan uzman hocalık teklifi geliyor fakat işlerim dolayısıyla vakit ayıramıyorum. Ama gençlere yardımcı olmak adına, ücretsiz olarak bir grup gence mesleki anlamda destek veriyorum.

Yiğit Eryaman birlikte çalıştırdığım asistanımdır. O da benim yanımda yetişti, kendisi şu an bir üniversitede ders verebilecek kapasitesi olan bir gençtir.

Moda dünyasının ihtiyacı olan birçok model ve manken yetiştirdim. Murat Başoğlu, Ekin Türkmen, Esin Moralıoğlu, Maide Kurttepeli, Emel Acar, Gökhan Keser, Alp Kırşan gibi şu an tanınan ünlü isimler benimle çalışan yetiştirdiğim mankenlerdir.

Tüccar, terzi ruhunda bir insan olsaydım oturur müşteri beklerdim.

Modayı yabancı isim ve markalarla özdeşleştiren Türk insanın son dönemlerde Türk modacılarını daha yakından takip ettiğini görüyoruz. Bu konuda sizin düşünceleriniz neler?

Türk modacıların kendilerini eskiye göre çok daha iyi ifade edip ön planda olarak, güzel işler yaptıklarını görüyorum. Kendinizi ne kadar iyi ifade eder ve tanıtırsanız o kadar tercih edilirsiniz. Bu da bir marketingdir. Ben sizin derginize şimdi bu röportajı yapmasaydım, örneğin yüz kişiye ulaşmış olurdum. Evet, bana yüz kişi de yeter belki, ama biraz tevazulu yaşamak, ulaşılabilir olmak ve ulaşabilmek lazım. İşte o zaman başarınıza bir kilometre taşı daha ilave etmiş olursunuz. Ama eğer tüccar, terzi ruhunda bir insan olsaydım oturur müşteri beklerdim. Bu da ne kadar giderdi bilmiyorum?

ekran-resmi-2016-10-25-10-48-05

Ülkemizde, İstanbul birçok alanda olduğu gibi moda konusunda da oldukça hareketli. Sizin  İzmir’de kalmanızın sebebi nedir?

Her şeyin kalbi İstanbul’da… İzmir ölsün mü? İnsanlar tercihleriyle yaşarlar; ben çok ünlü olmak, çok para kazanmak, çok boğuşmak istemiyorum. İzmir’de tükenmediğimi düşünüyorum. Sadece İzmir olarak değil, Ege bana geliyor. Artık İnternet sayesinde her şey ulaşılabilir oldu, defileler ve işler izlendiği için İstanbul’da da tanınıyorum, oradan da müşterim geliyor. İzmir İstanbul diye bir kaygım yok. Burada çok saygı görüyorum, İzmirli modacı denilmesinden de keyif alıyorum.

Bu yıl defilemi lösemili hastalar yararına yapacağım.

Sezon defilelerinizi her yıl eğitime katkı sağlayarak yaptığınızı biliyoruz, bu konuda söylemek istediğiniz bir şey veya vermek istediğiniz sosyal mesaj var mı?

Bir dönem eğitime katkı sağlamak için yaptım.  Hayvanlar yararına defile yaptığım da oldu,  ben koyu bir hayvanseverim çünkü. Geçen sezonki defilem ile Behçet Uz Çocuk Hastanesi’ne katkı sağladım. Bu yıl da KİTVAK Vakfı ile ortak, 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’ndeki lösemili hastalar yararına yapacağım defilemi. Ayrıca 14 Aralık’ta gerçekleşecek “Alsancak Moda Günleri” iki yıldır sürdürdüğüm bir projedir. Bu proje kapsamında geçen yıl Gül Sokak’ta uzunluğu 256 m. olan Türkiye’nin en uzun podyumunu kurdum. Geçen sene çok sevdiğim arkadaşım Barbaros Şansal’la hayvanların yaşam hakkını korumak için bir imza kampanyası yaptık.

Bu sene ilköğretim öğrencilerinden ihtiyacı olan çocuklar için yılbaşı hediyeleri toplayacağız. Konak Belediyesi ile birlikte Alsancak Gül Sokak’ta bir podyum kurularak düzenlenecek defileye birçok ünlü isim katılım sağlayarak destek olacak. Etkinlik sonunda toplanan hediyeler ihtiyaç sahibi çocuklarımıza dağıtılacak.

Tasarımlarınızda sizi farklı kılan, sevdiğiniz ve en sık kullandığınız unsurlar nelerdir?

Var aslında, ben Akdeniz insanının giyim tarzını benimsiyorum. Akdeniz insanı; renkleri sever, aksesuarları sever, lüksü sever, daha cesaretlidir. Çok bürokratik İngiliz ruhu yok bende. Kıyafette ve aksesuarda heyecanlarını daha fazla belli eden bir kitleyi baz alıp böyle koleksiyon hazırlıyorum.

ekran-resmi-2016-10-25-10-48-15

Tüllere bayılıyorum!

Özellikle kullandığınız “Ertan Kayıtken” dedirten bir aksesuar var mı?

Tül, tüllere bayılıyorum.  Organzeler, şifonlar ve tül gibi uçuşan kumaşlar beni ifade ediyor. Aksesuarda mücevheri seviyorum. O çok sade, simple, düz kıyafetlerime değerli mücevherler koyduğum zaman onun ruhunun değiştiğine inanıyorum.

İzmir kadını birçok Avrupalı kadına göre çok daha zevkli ve güzel giyiniyor.

İzmirli kadın modayı takip ediyor mu? İzmirli kadının moda anlayışı dünya kadınına göre nasıl?

İzmir kadını modayı takip ediyor. Birçok Avrupalı kadına göre çok daha zevkli ve güzel giyiniyor. Bir de yaşam olarak çok soğuk bir iklim olmadığı için zorlayıcı bir giyim şekli yok İzmir’de. Özellikle son beş yıldan beri kendine yakışanı seçmeyi biliyor İzmirli bayanlar. Gençliğimizi de cesaretli ve bakımlı buluyorum ayrıca.

Peki, siz sadece koleksiyon mu hazırlıyorsunuz, yoksa kişiye özel elbise de dikiyor musunuz?

Güzel bir soru, bunu daha iyi vurgulayalım; ben kıyafetleri dünya modasına paralel olarak kreate ediyorum ama hepsi birer Ertan Kayıtken kıyafetidir. Benim kitlem, müşteri gurubum ya da beni tanıyanlar bunu çok iyi hissedebiliyorlar. Birisinin üzerinde gördükleri zaman tanıyorlar. Mesela İvana Sert’e kıyafet verdiğim zaman “İvana’nın giydiği sizin kıyafetiniz mi?” diye soruyorlar.

Bu sene kolye, küpe, yüzük alabildiğince özgür…

ertan-ara

2013’te modada öne çıkacak olan unsurlar neler?

Global genelleme yapayım; dantel son üç yıldır imparatorluğunu sürdürüyor,  gündüz kıyafetlerinde de var, abiyelerde de var, gelinlikte de var.

▶Erkeklerde; yine çizmeler çok moda. Birde, bu sene papyon çok ön planda, erkeklerin hep korkarak kullandıkları bir aksesuardı papyon. Bu sene kravat yerine bağlama papyonlar tercih edilecek.

▶Kadınlarda; tül ve organze kombinleri ve hafif tütü havasında kabarık, kısa mini veya dizüstü kıyafetler çok revaçta. Bilekte, dar pantolonlar çok moda. Kostüm ruhlu paltolar çok kullanılıyor.

▶Ayakkabılar; botiye ruhlu çizmeler, platformlar, kalın topuklular devam ediyor.

▶Aksesuar; kolye, küpe, yüzük alabildiğince özgür…  Herkes kıyafetine ruh ve can vermek için bunlardan fazlasıyla faydalanabilir.

▶Makyaj; son üç seneden beri göz ön planda, takma kirpikler kullanılıyordu, dudaklar daha pasteldi. Bu seneki koleksiyonumda nihayet mankenlerim ruj sürebilecekler. Kırmızı rujlarla dudaklar ön planda olacak, ama ben yine de çok ince dudaklı bayanların kırmızı ruj kullanmamalarını öneririm.

▶Kaşlar; bu sene kaşlar düzleşti, hareketli kaş almak artık moda değil.

▶Saçlar; çok sarışın olmak moda değil. Artık herkes kendi öz rengine yakın kestane ve karamel tonlarını kullanmalı. Röfleler çok fazla moda değil. Saç kesiminde kırkmalar çok ön planda, şapka çok moda.

 

0 Shares:
Bir yanıt yazın
You May Also Like