Narlıdere Life

 “Nesini özlemedim ki İzmir’in…”

Dostlarımı doya doya görmek, özlediğim şeyleri yapmak, tadını çıkarmak istiyorum İzmir’in… Burası evim.

Bu sayımızın kapak konuğu Aslı Güngör… Duygusal parçalarıyla tanıdığımız, İzmirli sanatçı bugünlerde neler yapıyor? Müzikle ilgili planları neler? Sorularımızı Narlıdere Life için cevapladı.

Öncelikle; şu an neler yapıyorsunuz? Yakın zamanda yayınlanacak şarkı ya da albüm var mı, yeni şarkıları ne zaman duyacağız? 

“Şu an” demişken; “an”da yaşamaya odaklıyım. Anın enerjisine göre yaşıyorum. Müzik yapmaya, okumaya, bir şeyler yazmaya, aklıma gelen bir şeyi araştırmaya, dışarı çıkmaya, sohbete, sinemaya vs… çekildiğim zamanları bu doğrultuda kullanıyorum. Hayatımda her şey var desem yeri. Hem harika dostlarım var; hem çocuklarım (kedilerim) var, sokak hayvanlarıyla da ilgileniyorum, hem üstünde çalıştığım farklı projeler var. 2017’de umarım hepsini dünyaya ilan etmem mümkün olur. Bunların en başında şarkılarım var tabi ki. Bu kez benim sesimden ya da bambaşka seslerden duyabilirsiniz şimdiye dek gün yüzüne çıkmamış bu şarkıları. Şu an içimden gelen; benden çok daha genç, yeni yorumcu arkadaşlara yepyeni kapılar açmak.

Sizi kendi şarkılarınızla tanıdık, 4 albümünüz ve dijital platformdaki diğer projeleriniz ve düetler var. Arka planda nasıl bir çalışma var? Gününüzün ya da hayatınızın ne kadarı bu işin mutfağında ya da stüdyoda geçiyor? 

Aslında arka planın bile arka planı var. Tüm hayatım işin mutfağında geçti neredeyse… TRT Gençlik Korosu, DEÜ GSF Müzikoloji, sahne, stüdyo… Hepsini ya da birkaçını birlikte sürdürdüğüm yıllardan sonra stüdyo kayıtlarımı elime alıp şarkı ve albüm yayınlamaya başladım. Sık sık albüm çıkarmıyor oluşum, zaten her gün müzik yapıyor ve kendime zaman ayırmak istiyor olmamdan dolayı. Albüm stüdyo ve tanıtım dönemleri uzun ve yoğun oluyor ama benim için çok keyifli çünkü kendi tercihlerimle yol alıyorum. Düzenleme, mix, mastering, her şeye hâkimim, kliplerin yönetmenliğini bile kendim yapıyorum artık. Post-prodüksiyonun da başındayım. Çünkü bu “ben”im. Benim vizyonum. Bana dair, bana ait olmalı. Artık tamamen bağımsız bir müzisyenim. Hiçbir şirkete bağlı değilim. Ortak proje yaptığımız oluyor tabi ki ama prodüksiyon benim için başlı başına bir keyif ve bu inisiyatifi kimseye vermem.

Şu an İzmir’desiniz, ne kadar kalacaksınız? İstanbul’dayken en çok neleri özlüyorsunuz? 

Ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Plan yapmadım, yapmıyorum ve yapmayacağım. Hayatın ne getireceği belli olmuyor. Belki uzun süre burada kalmamı ya da başka bir şehre gitmemi gerektiren, gönlüme yatan projeler olabilir. Kendi projelerimin de nereye gideceğini şu an kestiremiyorum açıkçası. Ama ilk adımlarımın içinde yer değişikliği görünmüyor şu an. İzmir’i çok özledim. İki kedim olduğu için hep onları İstanbul’da evde bırakıp seyahat ediyordum huzurlarını bozmamak için. Şimdi uzun süreli olarak geldik yıllardan sonra. Dostlarımı doya doya görmek, özlediğim şeyleri yapmak, tadını çıkarmak istiyorum İzmir’in…

Nesini özlemedim ki… Burası evim.

Tekrar İzmir’e yerleşip işleri buradan yürütme gibi bir düşünce mümkün olur mu bu işi yaparken? İstanbul’da olmak kolaylaştırıcıdır mutlaka, fakat şart mı sizce?

Şu an tam da bunu deniyorum. Seyahat etmeyi seviyorum, İstanbul’a gidip gelmek benim için problem değil. Ama neden burada da  projeler üretmeyelim? Girişimlerin nereye gideceği bilinmez ama burada da müzik sektörünün bir kolu olmalı bence. Kalite standartları olan profesyonel işler yapılmalı, uzman ekipler kurulmalı. Kalifiye, deneyimli elemanlar biraraya gelmeli. Müzik, grafik, tasarım, fotoğraf, bilişim, iletişim  alanlarında müzik sektörüne yönelik çalışmalar yapılmalı burada da. Kaldı ki GSF’nin her bölümünden çok başarılı sanatçılar çıkıyor. Şu an İzmir’i baştan tanımaya çalışıyorum, araştırıyorum müzik hayatını. Organizasyon, prodüksiyon ve teknik altyapı anlamında imkanları, neler yapılabildiğini ve yapılabileceğini araştırıp değerlendireceğim.

Üniversiteyi Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okumanız sebebiyle Narlıdere size yabancı değildir. Ziyaret ettiğiniz hocalarınız, arkadaşlarınız var mı bölgeden?

Narlıdere’yi çok seviyorum. Yıllarım burada geçti. Üniversite, hayatımın en güzel dönemlerinden biridir. Özlüyorum öğrencilik yıllarımı.  Şimdiye kadar ziyaret etme fırsatım olmadı ama fakülteye ilk fırsatta uğrayacağım, hatta üniversiteden sınıf arkadaşım Aykut’a daha yeni söyledim bunu; en yakın zamanda ziyaret etmek istiyorum. (Aykut Barış Çerezcioğlu Müzik Bilimleri Bölümü öğretim kadrosunda şu an)

TV programlarında uzun zamandır yoksunuz, özel bir nedeni var mı? Ekranlara dönecek misiniz?

Elbette döneceğim ama ne zaman ve  nasıl olur, henüz netleşmedi kafamda. TV programlarına çıkmak; albüm ve proje yayınladığınızda tüm ülkeyi haberdar etmek için kullanılan bir yol. Fakat her sanatçı ayrı bir karakter… Her projenin de karakteri ve hedef kitlesi farklı. İlk albümlerde o kadar çok programa çıktım (TV ve radyo), o kadar çok röportaj verdim ki; “bu kadarı gerekli miydi” diye sorgulamaya başladım. Artık sosyal medya tüm mecralardan daha yoğun kullanılıyor. Herkes ilgilendiği kişi ya da konuları hâlihazırda takipte… Son yıllarda, plak şirketlerinden de ayrılmamla birlikte bunu sadece gerekli gördüğüm kadarına indirgedim.

Müzik kanallarının yayın politikalarında da farklı durumlar var. Albüm ve videolarımızı tabi ki her yere gönderiyoruz. Neyi ne kadar yayınladıkları onların ve dinleyicilerin insiyatif ve tercihleri ile ilgili.

Sosyal medyada gördüğümüz kadarıyla sağlıklı yemekler yapıyorsunuz, bununla ilgili bir proje teklifi geldi mi?

Uyku, su, nefes… Bu üçü hayati öneme sahip. Bunlara ek olarak, genç ve sağlıklı kalmak için sağlıklı beslenme ve sporun da hayatımızın parçası olması şart. Kendi sağlığımın yanısıra hayvanların sağlığını da önemsiyorum ve onların sömürülmesine neden olan hiçbir sisteme destek vermiyorum. Vegan besleniyorum, vegan yaşıyorum. Tamamen vegan beslenmeye geçmemle birlikte doğal olarak yeni keşifler peşine düştüm. Yemekler için alternatif yöntemler ve yiyecekler buldum. Yılların birikimi ve deneyimine sahibim mutfakta. Kimseye zarar vermeden ve aynı zamanda sağlıklı ve lezzetli yiyecekler tüketmenin mümkün olduğunu göstermek adına sosyal medyada da paylaşım yapıyorum. Toplum bilinci gittikçe yükseliyor ve bu çok sevindirici. Artık herkes alışkanlıklarını sorgulamalı. Yüzyıllardır süregelen sistem gerçekten dünya yaşamını, doğayı, sağlık ve mutluluğumuzu destekliyor mu? Çevreyi koruyor mu? Herkes gerçeği biliyor. Kolay olanı bırakıp gerekeni yapma zamanı geldi. Sorunuza gelirsek; henüz bir proje teklifi gelmedi fakat vegan tariflerimi yakında kitap haline getireceğim. “Vegan Akademi” twitter ve instagram hesaplarından da paylaşım yapıyorum.

Veganlığı anlatabilir misini? İsteyen herkes olabilir mi?

Evet, tabi ki olabilir. Hem kendi hayrına, hem bütünün hayrına… Veganlık bir yaşam felsefesi. Hayvansal ürünleri yememek, kullanmamak, giymemek… Tür olarak onları bizden aşağıda ya da bize hizmet etmek zorunda olarak görmek dünyadaki adaletsizliklerin kaynağını ortaya seriyor. Hayvan ya da insan olsun, herkesin kendi varoluş sebepleri var. Kimse kimseye ait değil.

Ek olarak; yeni (tarafsız) araştırmalar insanlardan gizlenen birçok gerçeği ortaya çıkarmaya başladı. Örneğin; kemik erimesinin baş sorumlusu süt ürünleri… Hâlbuki tüketimi arttırmak adına medyada tam tersi söyleniyor. Ayrıca insanların en büyük soru işaretini yanıtlamak istiyorum: Protein tüm canlıların yapıtaşıdır ve tüm bitkilerde (doğal olarak) vardır. Veganlar proteinin tamamını bitkilerden alır. Özetle; sorgulayın, araştırın, bilinçli yaşayın. Her birimiz çok değerliyiz. Tıpkı bu güzel gezegen gibi…

2017 yılı için bir dilek listesi yaptınız mı? Kendinizden ve hayattan beklentileriniz neler? 

Her zaman yapılacaklar listelerim vardır. Günlük ve yıllık hedeflerim var. İrade gerektiren konularda zaten iyiyim. Kendime iyi bakıyorum. İş ile ilgili harika fikirlerim var, farklı farklı alanlarda. Bunların bazıları uzun ön çalışmalar gerektiriyor. Sevdiğim şeylerle uğraşmayı sürdürüp hayal gücümün sunduklarını tüm dünyayla paylaşma niyetindeyim. Müzik, beslenme, moda tasarımı, profesyonel olarak proje ürettiğim konular. Bütün bunları çocuk yaratıcılığı ve sevinciyle hayata geçirmeyi ve daha fazla insana bir şeyler katmayı, daha çok hayvana yardım etmeyi ve doğa için yararlı işler yapmayı hedefliyorum.

Hayalinizde nasıl bir dünya var? 

Yükseliş ve dönüşümün yüksek seviyelerine ulaştığımızı hayal ediyorum. Varlığımızı daha yüksek boyutlarda sürdürdüğümüz; herkesin kendi kalp kapısını açıp ruhunun bilgeliğine ulaştığı; sevgi, huzur ve farkındalığın hüküm sürdüğü; sen-ben-o ayrımı olmayan; tüm canlılar, varlıklar ve elementlerin birlik bilinci içinde olduğu bir dünya…

Sadece temiz enerjiler kullanılıyor ve tüm kararlar bütünün, herkesin hayrına olacak şekilde alınıyor. Geri dönüşüm sayesinde çevre tertemiz ve çok verimli bir dünya burası. Doğanın, ağaçların muhteşem enerjisi, konfor ve yüksek teknoloji birarada. Zaman, mekan, madde sınırlamaları ortadan kalkıyor. Enerjimiz sonsuz sevgiye ve ışığa hizalanmış. Konuşmaktan daha ileri iletişim yollarının kullanıldığı sohbetler yapıyoruz. Yeryüzündeki tüm yaşam, tüm varlıklar için şefkat, sağlık, güven, sevgi, huzur, bolluk ve zenginlik enerjileriyle dolu. Ve öyle olsun.

 

 

Nermin S. Tanseler

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */