Narlıdere Life

KENDİSİNİ ŞIMARTMAK İSTEYEN FOÇA’YA GELSİN!

Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan güzel bir belde… Denizi, yeşili, taş sokakları ve güzel insanlarıyla,  konuklarını bekleyen ve herkesin hayallerinde olan,”emekli olunca az biraz daha para biriktirince, kız üniversiteye başlayınca, oğlan evlenince” diye hep ileri, bir tarihe atılan bir Ege kasabasına yerleşme hayallerinin hayata geçirildiği yerlerden biridir eski Foça. Sade ve samimi, kedisi, rüzgârı ve delisi meşhur bir Ege balıkçı kasabası…

Ege’de, eski dokusunu biraz olsun koruyabilmiş az sayıda sahil yerleşimlerinden birisidir Foça. Eski ve Yeni Foça olarak iki bölgeye ayrılmış. Korunmuş olanı Eski Foça; yani asıl Foça. İlk görüşte insanı çarpan bir yer bana göre. Ana yola olan uzaklığı, 1994 yılından bu yana sit alanı oluşu ve askeri birlikler için stratejik konumu nedeniyle gözlerden uzak kalmış. Ancak her görenin de gönlünü çelmiştir.

Her biri denize açılan Arnavut taşlı sokaklarında, begonvil sarkan taş evlerin önünde fotoğraf çektirmeden olmaz. Sonra doğru denize!

Eski Foça’nın tüm koylarından denize girmek mümkün. Tertemiz denizi, her biri birbirinden farklı mavili ve yeşilli koylarıyla Foça en sıcak zamanlarda bile sizi yormayan, nefes aldıracak rüzgârlara sahiptir.

Denize bakıyorsunuz önde balıkçı tekneleri, arkada mavi ve ötede küçücük adacıklarla güzeller güzeli bir koy. Karaya dönüyorsunuz daracık taş sokakları, eski evleri ve güzel insanları ile bir küçük ilçe. Bunların hepsine birden Foça deniyor ve insanı ilk görüşte sarıp sarmalıyor.

Turizmle birçok beldeden önce tanışan Foça, doğal ve tarihi dokusunu bozmadan günümüze gelmenin mutluluğunu yaşıyor. Diğer tatil beldelerinde olduğu gibi bir betonlaşmaya asla müsaade edilmeyen Foça’da, her şey dâhil gibi sistemlere de hiç prim verilmiyor. Çünkü günümüzde insanlar seyahatlerinde kendilerini ayrıcalıklı hissetmeyi, özel davranılmayı, özgün ve yöresel lezzetler tatmayı seviyor.

DOĞA VE İNSAN SEVGİSİ İÇ İÇE

Foçalıların 3 bin yıldır denizci olduğu söylenir. Ege’deki en büyük trol filosu Foça’da… Karadeniz’den Foça’ya geçen Gırgır’lar ise, bölgenin bereketli av verdiğinin bir kanıtı. Orkinos, Mezgit, Gopez, Kolyos, Çinekop, Trança, Sübye, Ahtapot, İstakoz, Midye, Karides vb, bütün balıkları ve deniz ürünlerini barındıran kaç bölge var acaba?

Küçük balıkçılar ise hem limanın hem de denizin süsleri gibiler.

Foça’da Ada tavşanlarının çokluğu da ilginçtir. Burada dokunulmazlığı olan bir diğer canlı türü de kediler. Sarmanı, Tekiri, Alacası ile Foça’nın sokaklarını keyifle dolaşırlar. Doğa ve insan sevgisi burada iç içe yaşanır. Bakarsınız birkaç kişi denizdeki atıkları topluyor. Bir başka gün çocuklar, kadınlar, temizlik yapıyor veya ağaç dikiyorlar.

Yolunuz sizi bu güne kadar hiç Foça’ya getirmedi ise, bir fırsat yaratmak sizin elinizde. Karataş ise Foça’nın her yerinde…

PEKİ NE YEMELİ?

Meydanda ve balık halinin önündeki midyecilerden ayaküstü midye dolma yemeden, ahtapot, kalamar, salata keyfi yapmadan, çarşıda, ara sokaklar da dibek kahvesi içmeden, sahilde her zaman upuzun bir sırası olan meşhur envai çeşit dondurmalardan tatmadan, akşam ise meze-balık masası kurup fava yemeden Foça’da gün bitmez.

KARATAŞ EFSANESİ

Foça’da duyduğum ve bu güzel ilçeye çok yakışan bir öyküyü de yazmadan geçemeyeceğim. Foça’da bir Karataş varmış, bunu herkes biliyor da nerede olduğunu kimse bilmiyormuş. Gezip dolaşırken bu taşa basan mümkünü yok bir daha Foça’dan kopamıyormuş. Çok zorlanıp bir yerlere gitse de mutlaka dönüp dolaşıp gene geliyormuş. Yolu bir kez Foça’ya düşen herkes bu öyküyü duyunca dolaşıp duruyor sokaklarda. Belki Karataş’a basarım da bu güzel yerde kalırım umuduyla. Bana kalırsa Foça’nın her yeri Karataş. Foça’yı görüp de sevmemek, dönüp gelmemek mümkün değil çünkü.

 

Suzan Ernoyan

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */