Narlıdere Life

BU DA GEÇER

Geçmez! Öyle sanıldığı gibi kolay geçmez her şey. Çocuk düşüncelerimin, çocuksu hayallerimin peşinden gidemediğim sürece, hayatta tek amacım olan şeye ulaşamadığım müddetçe neye yararım ki ben? Kendimi kollarında hissetmek istediğim insanın hayaliyle yaşamaktan, sadece bir gülüşüyle yetinmekten başka bir çare kalmadıysa; hayatta hiç bir şey öyle kolay geçmez…

Acını birazcık olsun dindirmek için tek yol uyumaksa ve uyandığında aklına ilk o geliyorsa, rüyanda gözlerine baktığını, saçını kokladığını, sarıldığını görüyorsan kolay geçmez! Sadece zaman geçer. Hayatlarımız, acı içinde uyumak ve uyanmak arasında gidip gelirken…

Geçti zannedersin, hayatına devam edersin. Ölünmez, sürünürsün sadece. Aklında yoktur sanırsın; öyle bir anda çıkar ki karşına, göğsünü geçer, kalbine değer. İşte geçiyorsa böyle geçer!

Ne geçti gerçekten? Hangisinin kalmadı izi? Geçti de o yüzden mi anımsatan her şeyde doluyor gözler? O yüzden mi her aşk tanıdık? Her ayrılık tıpkısı, her ölüm erken, her hastalık acı? Hiç bir şey geçmiyor, geçeceği zaman gelmiyor. Yeşil ışık hiç yanmıyor, uzun süre sarıda kalıyor, sonra kırmızı olup tekrar acıtıyor canı en derinde, kuytularda bir yerlerde…

Bir şeylere sinirleniyorsun, birilerine kırılıyorsun; anlamıyor. Bağırıyorsun, duymuyor. Susuyorsun “konuş” diyor. Beynini didikliyor ama geçmiyor. Bekliyorsun, erteliyorsun ve aslında yaşamıyorsun. O gün hiç gelmiyor. Her kalp kırık, her mutluluk buruk kalıyor. Zaman basıyorsun kanayan yarana ama geçmiyor…

ÇOK ZOR BE ANNE!

Artık kolay kolay ağlayamıyorum. Bir helikopter geçtiğinde el sallamıyorum. Karanlık çöktüğünde pencereden eve çağıran da yok. Elimdeki salçalı ekmekle artık hayata kenarından bakamıyorum…

Dünya kirlendiyse, benim de üzerime sıçrayan bir şeyler vardır mutlaka. Büyümek; eksilmektir biraz da… Masum duruşumu da astım, boyası dökülmüş, eskimiş, solmuş duvara. Ne çabuk büyüdüm anne? Bir yanım dağlar, bir yanım kar. Sahi, o kadar oldu mu solalı teneke kutudaki sardunyalar?

İnsan, büyüyünce korkmaya bile korkuyor! Çocuk olsa, çoktan çığlığı basacağı anlarda kuyruğu dik tutmaya çalışıyor. Geçen zaman her şeyi güzelleştirmedi, hayallerimizi küçülttü. Sadece geçmişe biraz daha uzağız; yarın kadar… “karanlık yolların hep ışıksız olduğunu söylemediler bana, ben küçükken söyleselerdi; büyümezdim zaten!”

Masallar dinlemek istiyorum hala, annemin kucağında uyumak. Oyuncaklarımı dağıtıp toplamak, komşunun kızına aşık olmak, elimdeki çikolatayla hazinelere sahip olduğumu sanmak. Artık aşk acısı çekmek istemiyorum, ne de abuk sabuk kravatları boynuma takmak… Oysa, “büyüdün” diyorlar bana ama onlar değil miydi “büyüyünce geçer” diye beni kandıranlar? Ben sadece nefes almak istiyorum oysa!

“Büyümek” diyorlar kalbi nasırlaştırmaya. Bilmiyorlar ki; içimizdeki çocuk yaşadıkça, o büyümeyen yanımız durdukça; âşık olabilir, ağlayabilir ve şen kahkahalar atabiliriz safça! Çok da iyi bir şey değil büyümek, bunu anlamak için gerçekten büyümek gerek…

Çok hata yaptım şimdiye kadar. Ders aldıklarım da oldu, almaya vakit bulamadıklarım da… Duyduklarım doğruysa; zaferlerim de olmuş, ahımı alanlar bedelini ödüyormuş! “İyi ki yapmışım” dediğim şeyler de var, aynı zamanda ‘keşke’lerim de. Şimdi yeni bir hayatım var; engellemek istediğim başlangıçlar. Geri dönemiyorum; unutmayı yürekten dilediğim kişiler ve zamanlar var. Hayatımdan seneler çalan insanlar, iyi ki çalmışlar! İyi ki olmuşlar hayatımda, büyütmüşler beni! Hafızamdan silmek istediğim görüntüler var, silemediğim. Sözler var duymamış olmayı dilediğim ama duyduğum. Kiminin gözüne sokmak istediğim gerçekler var; bende saklı hala…

İçim rahat, biraz yorgunum sadece, “hayatıma giren herkese, bana yaşattığınız her şeye teşekkürler, büyüyorum sayenizde…”

Necdet Goncagül

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */