Bağışıklama sayesinde her yıl 2-3 milyon kişinin enfeksiyona bağlı ölümü engelleniyor…

Aşılanmamış tüm bireyler
toplum sağlığını tehdit ediyor…

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), ülkemizde erişkin bağışıklaması konusunda farkındalığı artırmak ve tüm sağlık çalışanlarıyla buluşmak amacıyla, Ankara’da “II. Erişkin Bağışıklama Akademisi” düzenledi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Öğretim üyelerinden EKMUD üyeleri Hüsnü Pullukçu ve Meltem Işıkgöz Taşbakan’ın da katıldığı toplantıda ‘Genişletilmiş Bağışıklama Programı’ kapsamında artık risk grubu erişkinlere yönelik aşıların ücretsiz yapılmasına karar verildiği duyuruldu.

Bağışıklamanın, günümüzde halen hastalıkların önlenmesinde en başarılı, en etkili ve maliyet etkin yaklaşımlardan biri olduğuna dikkat çekilen etkinliğe Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Geriatri Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Viral Hepatitle Savaşım Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu paydaş olarak katıldı. Bağışıklama, aşı uygulayarak kişinin bir enfeksiyon hastalığına karşı bağışık hale gelmesinin sağlanması olarak tanımlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, bağışıklama sayesinde her yıl 2-3 milyon kişinin enfeksiyona bağlı ölümü engelleniyor. Küresel bağışıklama kapsamı arttırılarak ilave 1,5 milyon ölümün daha engellenmesi mümkün. Aşılanmamış çocukların yanı sıra erişkinler de risk altında. Özellikle 65 yaş üzeri kişilerde aşı ile korunmanın mümkün olduğu grip ve zatürre önemli bir ölüm nedeni olarak öne çıkıyor. Dünya genelinde her yıl 1,6 milyon ölüme yol açan zatürreden ve 500 binin üzerinde ölüme neden olan gripten aşı ile korunmak mümkün.

Dünya genelinde aşılama sayesinde ölümcül hastalıklar ortadan kalkıyor
Türkiye EKMUD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Canan Ağalar şu bilgileri verdi: “Enfeksiyon hastalıklarının binlerce yıllık geçmişine rağmen çok kısa bir geçmişe sahip olan aşılar ile dünyanın çoğu yerinde çocuk felci, kuduz, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kabakulak gibi pek çok enfeksiyon hastalığı kontrol altına alınabilmiş ve çiçek hastalığı dünya genelinde ortadan kaldırılmıştır. Aşılama, immünoloji ve biyoteknolojideki gelişmeler sayesinde sıtma, insan immün yetmezlik virüs enfeksiyonu, Kırım Kongo hastalığı gibi bulaşıcı hastalıkların yanı sıra kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar için de umut ışığı olmaktadır.”

“65 yaş ve üzeri kişiler ile diyabet ve KOAH gibi kronik hastalığı olanlar risk altında”

Aşı ile korunması gereken 65 yaş ve üzeri tüm bireylerin zatürre için önemli bir risk grubu olduğunu belirten Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal ise “Sadece yaş değil, aşı ile korunması gereken risk gruplarındaki artış da ayrı bir öneme sahiptir. Günümüzde şeker hastaları, kronik akciğer hastaları, kalp hastaları, organ ve kök hücre nakli yapılanlar, yapısal akciğer hastalığı olanlar, kronik böbrek hastaları, immün sistemi baskılayan ilaç tedavisi alanlar, kemoterapi alanlar gibi pek çok risk grubu aşı ile korunabilen hastalıklara maruz kalabilmekte ve yaşam kaliteleri olumsuz etkilenebilmektedir. Aşılanmamış kişilerde gelişen enfeksiyonların tedavisi tüm dünyanın korkulu rüyası haline gelen antibiyotik direnci nedeni ile giderek zorlaşmaktadır. O halde bağışıklama antibiyotik kullanımını ve dolayısıyla direnç olasılığını da azaltacaktır. Ayrıca tüm dünyada erişkin bağışıklamada yeni bir risk grubu oluşmuştur; mülteciler ve göçmenler. Kendi ülkelerinde farklı bağışıklama stratejileri olan bu kişiler enfeksiyon hastalıkları açısından tehdit unsurudur ve acilen aşılanmaları gereklidir.”

“Grip ve zatürre gibi hastalıklara bağlı ölümler aşıyla önlenebilir”

Türk Toraks Derneği MYK Üyesi Prof. Dr. Metin Özkan, grip ve zatürre aşıları hakkında önemli bilgiler verdi: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre grip her yıl 1 milyar kişide enfeksiyon oluşturmaktadır ki, bu dünya nüfusunun yaklaşık %20’si demektir. Yıllık 300.000 ila 500.000 olguda ölümcül seyretmekte ve ölümlerin çoğu kronik hastalıkları olan yaşlılarda görülmektedir. Astımlı ve KOAH’lı hastalarda grip daha sık ve ciddi seyreder. Bu hastalarda grip; hastane yatışı, ölüm ve zatürre gibi bakteriyel enfeksiyonları artırır. Zatürre ise dünya genelinde sağlığı tehdit eden ve ciddi bir ekonomik yüke neden olan bir hastalıktır. Avrupa’da zatürrenin toplam maliyeti yıllık 10,1 milyar avrodur. DSÖ verilerine göre her yıl 3-4 milyon kişi (çoğu çocuk ve yaşlı) zatürre nedeniyle hayatını kaybediyor. Zatürre tüm dünyada enfeksiyon nedenli en sık üçüncü ölüm nedenidir.

“En yüksek ölüm oranı 65 yaşın üzerinde görülüyor”

Prof. Dr. Metin Özkan şöyle devam etti: “Yaşlılar, astım, KOAH ve diyabet hastaları; kortizon ve kanser ilaçları alanlar, kalp yetmezliği olanlar, sigara içenler, iskemik kalp ve kapak hastalığı olanlar zatürre aşısı olması gereken risk gruplarını oluştururlar. Aşılama, aşılanan kişiyi etkene karşı direkt korurken, indirekt olarak da hastalığın yayılımı azalacağı için aşılanmayan kişileri de korumaktadır.”

“Aşı reddini savunanlar, aşıların yokluğunun nelere sebep olabileceğini gündeme getirmiyor”

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nden Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver şöyle konuştu: “Aşı ile önlenebilir hastalıklar erişkinlerin sağlığını tehdit eden bir toplum sağlığı sorunudur ve sağlıklı yaşlanmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Esas olarak çocukluk çağı enfeksiyonları olarak düşünülen tetanos, difteri, boğmaca ve kızamık gibi enfeksiyonlar için bazı erişkinler de oldukça düşük koruyucu antikor düzeylerine sahiptirler ve bu hastalıkları erişkin yaşta çok ağır bir şekilde geçirebilirler. Bunun yanında diyabet, kronik akciğer ve kardiyovasküler hastalıklar, kanser, grip ve zatürre gibi hastalıklar için belirgin risk faktörleridir. Buna rağmen, aşılardan erişkin yaşta maalesef çok az oranda faydalanılmaktadır. Aşıların güvenli olduğuna dair tüm bilimsel verilere rağmen, aşıların yan etkilerinin aşı reddinin bir numaralı mazereti olarak gösterildiği bir ortamda, aşılanmamanın etkilerinin neler olduğunun tartışılmaması şaşırtıcıdır. Sonuç olarak aşıların birey ve toplum için önemini her zaman vurgulamak, gerçek veriler ışığında toplumu bu konuda doğru bilgilendirmek gerekmektedir. İç hastalıkları uzmanlarının günlük pratiklerinde hasta ile olan her karşılaşmaları, erişkin aşılaması için bir fırsattır ve derneğimiz de ‘yaşam boyu aşılama’ kavramının toplumumuzda yerleşmesi için tüm imkanları ile çalışmaktadır.”

“Aşı reddine karşı bir yasa çıkarılmalı”

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şenol Atakan görüşlerini şöyle özetledi: “Ülkemiz sağlıkta dönüşüm projesi kapsamında yaklaşık 15 yıl kadar önce aile hekimliği sistemi ile tanışma fırsatı bulmuştur. Sistemin geçmiş ve geleceğiyle ilgili saatlerce tartışmak mümkündür. Ancak sistemin tartışılmayacak noktası, aile hekimi arkadaşlarımızın olağanüstü gayreti neticesinde aşılama çalışmalarında gelmiş olduğumuz noktadır. Dünya sağlık örgütü verilerine göre ülkemizde 3 doz hepatit B aşısı uygulanan bebek oranı %96’dır. Bu oran siyasi ve ekonomik alanda imrenerek izlediğimiz ülkelerin çok çok ilerisindedir. Benzer bir durum yine difteri, boğmaca, tetanoz aşısı için de geçerlidir. Erişkin popülasyon açısından önemli bir sağlık riski konumunda olan aşı ile önlenebilir hastalıklar ile ilgili gerekli hassasiyeti aynen çocukluk çağı aşılamalarında olduğu gibi yine bakanlığımızın göstermesi gerekmektedir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin asıl görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine tekrar tam olarak yoğunlaşıldığında, ülkenin sağlıklı yarınlara yelken açacağı konusundaki inancım tamdır. 2017 yılında 23.642’lere ulaşan aşı reddi konusunda mücadelemiz devam edecektir. Bu vesileyle TBMM gündeminde olan sağlıkla ilgili yasa teklifleri içinde yer almayan aşı reddi ile ilgili yasanın da olması gerektiğini bir kez daha belirtiyor ve AHEF olarak bu amaçla TBMM’ne ve Sağlık Bakanlığına gönderdiğimiz yasa teklifinin dikkate alınmasını istiyoruz. Tekrar hatırlatmak isterim ki yapmakta olduğumuz bir çok işin içinde şüphesiz “yaşam boyu aşılama” bizim en kıymetli işimiz.”

“Erişkin ve yaşlıların da aşılanmaya ihtiyacı var!”

Bulaşıcı hastalıkların toplumda yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biri aşı uygulaması olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Başkanı Prof. Dr. Türkan Günay şöyle devam etti: “Enfeksiyon kaynaklı ölümlerin dünya genelinde azaltılması için erişkin aşılaması da çocukluk çağı aşılaması kadar önemlidir. Aşı ile toplumu koruyabilmek için sunulan bu hizmetin tüm paydaşlar tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Erişkin ve yaşlılık döneminde özellikle kronik hastalığı olan grupların ve sağlık personelinin aşılanması çok önemlidir. Buna karşın aşılama ve aşı programları ile ilgili hazırlıklar ve ulaşılabilirlik erişkin bağışıklamasında çocukluk dönemi kadar yeterli ve kapsayıcı değildir. Ayrıca bu konuda erişkinler ve yaşlılarda aşılamanın gerekliliği konusunda bilgi eksikliği yanında aşılanma talebi de düşüktür. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurumlarımızda çocukların aşılarının zorunlu izlenmesi gibi bir hizmetin erişkin ve yaşlılar için bulunmaması bu gruplarda aşılanma kapsayıcılığının düşük kalmasına neden olmaktadır. Erişkin ve yaşlıların aşılanmasında Sağlık Bakanlığı’nın Genişletilmiş Bağışıklama Programı gibi bir programının olması ve hatta bu programın yaşamın tüm evrelerini kapsayan bir program olması önerilir. Bu konuda Sağlık Bakanlığına “Yaşam Boyu Bağışıklama Programı” hazırlamasını ve uygulamasını önermekteyiz. Ayrıca son yıllarda ülkemizde de gördüğümüz “aşı reddi” hem çocuklarımızı hem de yetişkinlerimizi aşı ile korunabilir hastalıklar açısından risk altında bırakmaktadır. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve Uzmanlık Derneklerinin aşı/aşılama hakkında doğru, güvenilir bilgileri toplumla paylaşması gereklidir. Toplumun doğru bilgilendirilmesi için medya kuruluşlarına sağlıklı bilgi akışı sağlanması bilgi kirliliğini önlerken, diğer yandan aşılara karşı güveni de artıracaktır.”

“Hepatitler bulaşıcı ve toplum sağlığını tehdit eden ciddi enfeksiyonlardır”
Viral Hepatitle Savaşım Derneği (VHSD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Esragül Akıncı şunları söyledi: “Viral vepatitler karaciğerin en sık görülen hastalıkları olup, siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine ilerleyerek ölüme neden olabilirler. Ülkemizde de kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri vakalarının yarısından fazlası viral hepatitlere bağlıdır. Karaciğer nakillerinin de yaklaşık %60’ını viral hepatitlere bağlı karaciğer yetmezliği oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada viral hepatite bağlı 1,34 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Hepatit virüsleri insandan insana bulaşabilmektedir. Bu nedenle korunmada aşı ile bağışıklama oldukça önemlidir. Ayrıca ülkemizde bazı risk gruplarında aşı ücretsiz olarak uygulanmaktadır (hemodiyaliz hastaları, kronik HCV ya da HIV enfeksiyonu olanlar, solid organ ya da kemik iliği nakli adayları, homoseksüeller, sık kan/kan ürünü kullanan kişiler, madde bağımlıları, cezaevlerinde olanlar, HBV taşıyıcılarının aile içi temaslıları, sağlık personeli vb). Aşı hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından korunmada en önemli araçtır. Ülkemizde çocukluk çağında hepatit aşılama oranları hedeflenen düzeye ulaşmıştır. Risk gruplarında ise aşılama kapsayıcılığının artırılarak sürdürülmesi gerekmektedir.”

“Aşı bilincini artırmak için Sağlık Bakanlığı, STK’lar ve ilgili branş dernekleri işbirliği yapmalı”

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Şehnaz Hatipoğlu görüşlerini şu şekilde ifade etti: “Aşılarla ilgili zaman zaman medyada yer alan haberler ve bilimsel temelli olmayan açıklamalar aşı konusunda kafa karışıklıklarına ve yıllardır yüksek olan bağışıklama oranlarında düşmelere neden olmaktadır. Erişkin aşıları bağlamında sorunları üç ana başlıkta değerlendirebiliriz: 1- Hastaya ait sorunlar: farkındalık/bilgi eksikliği, aşı ile ilgili korkular 2- Hekime ait sorunlar: farkındalık, zaman, motivasyon eksikliği, iş yükü 3- Sağlık sistemine ait sorunlar: erişkin bağışıklama konusunda destek eksikliği, mali sorunlar, tedavi edici hekimliğin koruyucu hekimliğin önüne geçmesi. Erişkin aşılamasında istenen hedefe ulaşmak için öncelikle eksiklerin bilinmesi ve farkındalık yaratılması esastır. Bu amaçla ulusal düzeyde iyileştirme çalışmalarına ve ortak projelere ihtiyaç bulunmaktadır. Erişkin bağışıklamasında aile hekimlerine önemli görevler düşmektedir. Buradan hareketle erişkin aşılamaları hakkında farkındalık yaratmak, mevcut durumu gözden geçirmek ve yapılması gerekenlere bir çerçeve oluşturmak amacıyla Sağlık Bakanlığı, STK’lar ve ilgili branş dernekleri ile yol haritası hazırlanmalıdır. Biz de TAHUD olarak erişkin bağışıklaması konusunda her zaman destek vermeye ve bilimsel temelli tüm projelerde işbirliğine hazır olduğumuzu bildiririz.”

“Erişkin ve yaşlıların aşılanma oranı yeterli seviyede değil”

Bütün bu gerçeklere rağmen erişkin ve yaşlılık döneminde aşılama ve aşı programları ile ilgili hazırlıklar ve ulaşılabilirliğin, çocukluk dönemi kadar yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. İftihar Köksal şunları söyledi: “İster erişkin, ister çocuk olsun, aşılanmamış tüm bireyler toplum sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır. Mutlulukla ifade etmek isterim ki derneğimiz ve çalışma grubumuz önderliğinde hazırlanan, tüm ülkemizde önemli bir kaynak olarak gösterilen erişkinlere ait bağışıklama rehberimiz var. İlk defa 2007 yılında Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) önderliğinde Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Geriatri Derneği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Hematoloji Derneği, Türk Toraks Derneği ve Viral Hepatitle Savaşım Derneğinin temsilcileri ile iki yıllık bir çalışmanın sonucunda hazırlanmış ve 2009 yılında basılmıştır. İkinci baskısı 2016’da güncellenen rehberimiz 2019 yılında üçüncü güncellemesi ile hazır olacaktır. Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu olarak “her yaşın aşısı vardır ve yaşam boyu bağışıklama sağlıklı bir toplum için gereklidir” diyoruz.”

0 Shares:
Bir yanıt yazın
You May Also Like