Kaybedenler Kulübü

Bu kulübe üye olmak için bir çabanız olmamış olabilir. Üyelik başvuru formu da doldurmadınız. Bir de baktınız ki, isteseniz de istemeseniz de kaybedenler kulübüne üyelik kaydınız yapılmış! Kimler mi Kaybedenler Kulübü’nün üyeleri olabilir?

Çok çalışkan, çok dürüst, çok akıllısınızdır ama yetmez, eğer şans faktörü devreye girmediyse hoş geldiniz ‘Kaybedenler Kulübü’ne.

İyi niyetli, hoş görülü ve çok insancılsınızdır ama hep nankörlük, vefasızlık ve hainlik görmüşsünüzdür, “tebrikler” kulübe üye oldunuz!

Belki hep yanlış anlaşılmışsınızdır? Belki de kendinizi ifade edememişsinizdir?

Kim bilir, yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış kişiyle vakit kaybetmişsinizdir? İşte yine ‘Kaybedenler Kulübü’ ne kayıt yaptırdınız!

Evladınıza çok emek verdiniz, çok fedakârlıklar yaptınız ama karşılığını hayal ettiğiniz gibi alamadınız. Hep özveriyle yaklaştığınız annelik-babalık yaptığınız kardeşiniz bile sizi üç kuruşluk mal-mülk için satıverdi.

Ya da senelerce tolore ettiğiniz en yakın arkadaşınız, dostum dediğiniz bütün yaptığınız iyi şeyleri tek bir hatanızdan ötürü siliverdi. Arkasını döndü. Affetmedi. Gitti…

‘Canım’ dediğiniz, sizi aldattı, ihanet etti, sırtınızdan bıçakladı…

Kendi işiniz gibi benimsediğiniz iş yerinizdeki patronunuz sizi önemsemedi, fark etmedi, hak ettiğiniz değeri vermedi, kıymet bilmedi.

Bir sevdiğinize yardımcı olmak için onu bilgilendirmeye çalıştınız “Sen beni ezmeye çalışıyorsun, üstünlük taslıyorsun” dedi.

Kötü gününde yanında olduklarınız, siz ihtiyaç duyduğunuzda sizi reddetti, telefonlarınızı bile açmadı.

Kendi eviniz gibi baktığınız evinizin sahibi, üç kuruş fazla kira almak için “Çık evimden” dedi.

Apartman komşunuz hastalandı, baktınız, alakadar oldunuz ama yakınları doğru dürüst teşekkür bile etmedi.

Çok ince düşündünüz, kırmak istemediniz ama o size “Arkamdan ne dolaplar çeviriyorsun?” dedi.

Haksızlık olmasın, hak geçmesin istediniz “Kimi kayırıyorsun?” dediler.

“Sana ihtiyacım var, gel omzunda ağlamak istiyorum” dediğiniz, çok güvendiğiniz “İşim var şimdi gelemem” dedi.

Yanlış anlaşıldığınızı bile bir türlü anlatamadınız.

Karşılık beklemeden yaptınız ama o, “Ben sana yaptıklarının karşılığını ödedim” dedi.

 

Bunları ve benzerlerini yaşadıysanız eğer, hoş geldiniz ‘Kaybedenler Kulübü’ne…

 

Ey Kaybedenler Kulübü’nün üyeleri! Hiç özeleştirinizi yaptınız mı? Herkesi kendiniz gibi sanmakla doğru bir şey mi yaptınız acaba? Nerde hata yapmış olabilirsiniz? Hiç düşündünüz mü? Üzülüp ağladığınızda, kırıldığınızda, içiniz acıdığında, boğazınıza bir yumru oturduğunda ne gibi kararlar aldınız? Ne gibi dersler çıkardınız?

Hala yüreğinizi elinize alıp “Buyurun siz de alın. Siz de birazcık almaz mıydınız?” diye dolaştırıyor musunuz? Yoksa artık yüreğinizi çekmeceye koyup, sadece hak edenlere sunmaya karar verebildiniz mi? İnsanlara hala körü körüne güveniyor musunuz? Hala, karşılık beklemeden iyi şeyler yapmaya devam mı ediyorsunuz? Nankörlüklere, vefasızlıklara, hainliklere ve kıymet bilmezlere alışabildiniz mi?

‘Anne Sevgisi’ haricinde her şeyin bir karşılığı, bir bedeli olduğunu hala öğrenemediniz mi? Öğrendiğiniz deneyimleriniz, tecrübeleriniz için fatura biraz kabarık mı geldi?

 

Olsun. Boş verin. Biz yine de insan olalım. Varsın kaybedenlerden olalım. İnsanlığımızı kaybetmeyelim.

 

Kim için, ne için olursa olsun, “Ben insanlığımı kaybetmedim, o beni kaybetti” deyin.

Canımız acıdığında, içimiz müsterih olsun yeter. İki damla gözyaşı dökeriz, geçer gider. Asıl bizi kaybedenler üzülsün. Sonu hüsran bile olsa, insanlara hep güvenelim. Bir gün mutlaka bir kıymet bilen çıkar. Daha çıkmadı mı? Çıkar çıkar merak etmeyin. Yukarıya havale edin. O bilir işini! “Çalıdan üzüm toplamaya çalışmayın, elinize diken batar. O sadece çalı. Üzüm veremez ki”

0 Shares:
Bir yanıt yazın
You May Also Like