Narlıdere Life

İnsan

“İnsan, adı anılmaya değer bir şey olana kadar üzerinden uzun bir süre geçmedi mi? Biz, insanı katışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edelim diye onun işitmesini ve görmesini sağladık. Biz, ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.” (İnsan Suresi)

Eninde sonunda öleceğini bilen tek canlıdır insan. İnsan bir tarifler bütünüdür. Tariflerden çıkıldığı zaman ise sürüdür. Her insan bir kaybedendir ve bir insan birisine tutunduğu için diğerleri kaybeder. Hep geleceği ve geçmişi düşünür anı yaşayamaz, her an kafası planlarla doludur. Hayvanlarla kıyaslandığında belki bu yüzden kaybetmeye mahkûmdur? Kendi kendini yok etmeye programlanmış tek canlıdır…

Doğanın kendisi için yaratıldığını düşünerek ormanları kesen, sit alanlarına yerleşen, şehirleşmek uğruna nerede yeşil alan varsa oraya bina diken, fabrikasıyla, arabasıyla, tarım ilacıyla, nükleer enerji sevdasıyla ekolojik dengenin içine etmekte olan ve kendi türünün sonunu saçma sapan iktidar mücadeleleri uğruna savaşlar çıkararak, gerzek ideolojiler ve inançlar yaratarak hazırlamakta olan canlı türüdür.

“Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık, yanlışını kabul ve düzeltmekle ölçülür…” İnsan her gün biraz müzik dinlemeli, biraz şiir okumalı, güzel bir resim görmelidir ki; dünyevi kaygılar, Tanrı’nın insan ruhuna aşıladığı ‘güzel’ duygusunu silip yok etmesin… İnsan, aslında nesli iyice tükenen ve nadir görülen bir türdür… ”Dünya üzerinde şu an itibariyle tam altı milyar insan var! Kimisi korku içinde kaçıyor, kimisi günü kurtarmak için yalan söylüyor. Diğerleri, gerçeklerle tam şu anda yüzleşiyor. Bazıları, kötü insanlar, iyiyle savaşıyor. Bazılarıysa iyi, kötüye karşı mücadele veriyor. Dünyada yaşayan 6 milyar insan, 6 milyar ruh… ve bazen, tek ihtiyacımız olan içlerinden biri.”

Tüm dünyanın, bizim içine etmemiz için yaratılmış olduğuna inanırız. Doğayı hizmetçi, hayvanlarını ise tepsi içinde sunduğu kanepeler olarak görürüz. Tamamen bizim kullanımımıza açık. Yetmez, birde birbirimize köle oluruz. Bir amaç için yaratıldığımıza inanırız. Doğarken roller dağıtılmıştır ama senaryo belli değil. Ne yapıyorsak yönetmen öyle istediği için. Herkes hatasıza rolünü oynarken, filmin sonunu merak ediyormuş gibi yapar, kendi sonumuzu kendimiz hazırlamıyormuş gibi, senaryonun sonunda sürpriz yumurtadan oyuncak çıkacakmışçasına bekleriz. Sakın film yerine bir bayrak yarışında olmayalım? Bölünüp bayrağı döllerimize verdiğimiz!

Kendi türünün tanımını yapmak zorunda olan tek canlı insandır… İnsanlar gölgelerinde çıplaktır, gözlerinde yalnız, zihinlerinde kalabalık…

 

Necdet Goncagül

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */