Narlıdere Life

Başkalarının sandığımız şarkılar o’nun.

Başka şarkıcıların yüzleriyle, sesleriyle hatırladığımız, onlarla bütünleşen ve hala duydukça şaşırdığımız şarkılar Selami Şahin’in.

Tavernadan fantaziye, arabeskten popa kadar tüm müzik akımlarına ve Türkiye’nin pek çok dönemine imza atan ender sanatçılardan olan, sanatta 52 yılını ve 70 yaşını geride bırakmış bir yıldız o.

“Özledim”, “Alışmak Sevmekten Zor”, “Tapılacak Kadınsın”, “Seninle Başım Dertte”, “Sen Sevdalı Ben Belalı”… Hangimizin anılarında kalmamıştır ki bir Selami Şahin şarkısı… Bu şarkılar nice aşklara, ayrılıklara eşlik etmiştir kim bilir. Hatta Selami Şahin’in yazdığını hiç bilmediğimiz, öğrendiğimiz zaman çok şaşırdığımız şarkılar da var. Mesela Tanju Okan’la özdeşleşen “Benim Tek Dostum İçkim Sigaram”, Güllü’den dinlediğimiz ‘Kasımpaşalıyım’ ve daha birçoğu…

Selami Şahin’le Alaçatı’daki evinde buluştuk bu güzel röportaj için. Esprilerle karşılandık ve öyle uğurlandık. Hayatıyla ilgili, müzikle ilgili sorular sorduk o yanıtladı:

Antakyalısınız, nasıl geçti çocukluğunuz?

Antakya’nın Yayladağ, Yoncakaya Köyü’ndenim ben.  Annem Mısır’ın İskenderiye şehrindendi. Hiç Türkçe bilmezdi. Esprili bir çocuktum. Annem “Çocuklarımızın içinde bir tek Selami’ye kızamıyorum. Nereden buluyor bu cevapları, bu esprileri? Bu, büyüdüğü zaman bir şey olacak ama Yarabbim inşallah kötü bir şey olmaz!” diyordu.

1969 yılında ilk besteniz “Sen Mevsimler Gibisin”, Altın Kelebek 1.’lik ödülünü kazanarak yılın şarkısı seçildi. Bu sizin için müzik piyasasına ciddi bir giriş oldu sanrım. Söylemek istediğiniz bir şey var mı bununla ilgili?

Yenikapı’da Çakıl Gazinosu vardı. Oraya davet ettiler, ben de şarkı söylemeye çağırdılar herhalde dedim gittim. Yarışmaya katılan besteleri, onuncu eser, dokuzuncu eser, beşinci eser diye geriye doğru sayarak anons ediyorlar. Katılan yarışmacılar da babam-dedem yaşında düşünün. Sıra birinciye geldi; sunucu ve şimdi “Yılın Altın Kelebek 1.’si seçilen eserin, sözü-müziği Selami Şahin’e ait” deyince ben ağlamaktan teşekkür bile edemedim. Parçaya girdiler, herkes okuyor. Ben ikinci kısımda ancak toparlanıp söylemeye başladım. Bundan daha güzel bir ödül olur mu? Hayatımın ilk bestesi… Sözü-müziği bana ait olan; “Yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim, sen mevsimler gibisin değişirsin sevgilim.”

15 yaşında şarkıcı olmak için Hatay’ın Yayladağı Köyü’nden İstanbul’a geldiniz. O yaştaki bir genç için çok cesurca ve zor olduğunu düşünüyorum. Nasıl aldınız bu kararı?   

Okuldan önce anne-baba terbiyesi çok önemli… Allah rahmet eylesin annemle babam bütün çocuklarıyla arkadaş gibiydiler. El kaldırmak, hakaret etmek, aşağılamak hiç olmadı çocuklarına karşı. Hep saygı duydular fikirlerime… Onlarla aramızda güvene dayalı müthiş bir bağ vardı. Benim köyümde o yıllarda bir ilkokul vardı, hala da öyle… İlkokul öğretmenim, “Senin sesin çok güzel şarkıcı olabilirsin” derdi bana. Ama şarkıcı nasıl olunur, nota nedir? Bunları bilmezdim tabii…

Bir gün karar verdim annemle babamın rızasını alarak çıktım, İstanbul’a şarkıcı olmaya. İstanbul’u hiç bilmiyorum. Sadece ilkokul öğretmenimizin izlettiği “Beyoğlu Piliçleri” filminden aklımda kalan Beyoğlu var. Ben de, İstanbul’da burası önemli bir yer olmalı diye düşündüm direk oraya gittim.  Elimde tahta bavulum. Namaz vakti bir camiye girdim oturdum. Bir yandan namaz kılıyorum bir yandan da kapının yanına bıraktığım bavuluma bakıyorum. Sorsanız içinde hiçbir şey yok.

O gün ilk işimi şu an hala orada, Beyoğlu’nda olan Şato Otel’de buldum. Yerleri siliyorum, odaları temizliyorum. Otelin sahibinden de rica ettim, orada kalmama izin verdiler. Sonra Karaköy Muhallebicisi, Lades Lokantası, ütücülük… Ütücüde çalışıyorum; “Benim dışarıda kalacak param yok, siz her akşam çıkarken dükkânı benim üstüme kilitleyin, ben burada kalayım dedim.” Sağ olsunlar kabul ettiler. O zamanlarda İstanbul’da bir plakçı var, babası bizim köyün imamı. Ben kazandığım bütün parayı biriktirip, oğlunu görmeye gelen imamla köye gönderiyorum.

Hiç unutmam; bir gün yarım ekmek alabildim, çalıştığım yerde tahta bir dolapta, gazetede sarılı bir avuç siyah zeytinim var. Dolabı açtım zeytinleri önceden yemişim, hiç kalmamış. Ertesi gün de köye para göndereceğim. “Bugün bir şey almamam lazım” dedim. Oturdum o zeytin çekirdeklerini sıyırarak ekmeğime katık ettim. Hala nerede siyah zeytin görsem o günü hatırlarım.

İstanbul’a geldikten sonra çeşitli yerlerde çalıştım. En son Sirkeci’de, Doğubank İş Hanı’nda, bir plakçıda iş buldum, getir-götür işleri… Oraya ünlü besteciler geliyordu; Yusuf Nalkesen, Avni Anıl, İrfan Özbakır. Bir gün İrfan beye dedim ki ‘Ben şarkıcı olmak istiyorum’. Dinledi beni, hemen Avni Anıl’ı aradı ‘Bir çocuk var, bak bakalım’ diye. Avni Anıl’a gittim. Bana ilk 45’liğimi yaptılar ve ben 17 yaşıma girerken ünlendim. Müzikten kazandıklarımla annemlere ev yaptırdım, onları yanıma aldım, benimle yaşadılar, telefon aldım, banka hesabı açtırdım… Annemle babamın hayır duasını aldığım için, hep şanlı olduğuma inandım.

Yıllardır popülerliğini hiç yitirmemek ve yaptığınız şarkıların modasının hiç geçmemesi, bunun sırrı nedir?

Hep yapılmayanı yapmak, yazılmayanı yazmak…

Hayran kitlenizin yaş aralığının çok geniş olması ve 20’li yaşlardaki gençlerin de çok eski parçalarınızı ezbere biliyor olması şaşırtıcı. Siz bunu nasıl açıklarsınız?

Gençlerin çoğunlukta olduğu bazı kulüplerde çıkıyorum mesela, yirmili yaşlarında gençler oluyor. 74 yılında yaptığım şarkımı okumaya başlıyorum, hepsi bir ağızdan eşlik ediyor, “Olmuyor, olmuyor, sensiz olmuyor,” diye. Bütün şarkılarımda böyle oluyor. Bu bana en büyük hediye.  Sanırım ben dört mevsime hitap ediyorum.

28 Temmuz konserinizde sizi izleme fırsatı buldum. Sahne perfomansınız, enerjiniz, orkestranın maksimum emeği ve bunu seyirciye artarımınız harika… Enerjinizi ne besliyor?

Bu bir aşktır. Ben her sahneye çıkışımda aynı heyecanı, aynı sevinci duyuyorum. Gelen müzikseverleri mutlu etmek için çalışıyorum.

Zeki Müren, Bülent Ersoy, Tanju Okan ve daha birçok ünlü şarkıcı sizin bestelerinizi söyledi. Hatta onlara ait sandığımız şarkılar hep sizin. Tanju Okan’la markalaşan “Benim En İyi dostum İçkim, Sigaram” Bülent Ersoy’dan dinlediğimiz “Sefam Olsun” Ajda Pekkan’ın söylediği “Boşvere Boşvere Ne Hale Geldik” gibi parçalar size ait. Bunların da çoğunun hikâyeleri vardır değil mi?

Mesela Tanju Tarabya’da balık yiyorduk bir gün, bir şeyler içiyoruz. Elimizde sigara var. “Yahu Selami sen ne iyi arkadaşsın’ dedi. Hâlbuki ‘Benim en iyi dostum içkimle sigaram. Zaten onlar da terk ederdi param olmasa” dedi. Ben hemen not ettim sözlerini. O gece besteledim, ertesi gün Tanju’yu aradım; sana bir sürprizim var buluşalım dedim, “tamam” dedi. Buluşunca şarkıyı okudum. “Sakın kimseye verme! Bu şarkıyı ben okuyacağım” dedi. Tanju Okan, çok da güzel okudu.

Bugüne kadar yaptığınız bestelerin 370’i bulduğunu ve bunlardan 150’sinin hit olduğunu biliyoruz. “Ben hayattan şarkı topluyorum” diyorsunuz Bütün şarkılarınızı yaşayarak mı yazdınız?

Ben bugün şarkı yapacağım diye bir şey düşünmem mümkün değil. Birden bir ilham geliyor, bir melodi geliyor, hemen not alıyorum. Bazı hikâyelerden etkilendiğim ve çoğu bestemi de böyle yazdığım doğru. Birçok arkadaşımın yaşadığı şeylerden de etkileniyorum. Bir arkadaşım aşk acısı çekiyordu. ‘Tanrım canımı alsın da kurtulayım,’ dedi yanımda ağladı, beni de ağlattı. Ben de oturup ‘Bu gidişle bu aşk beni öldürür, kuluna bırakma sen al canımı,’ diye “Tanrım” şarkısını yazdım mesela.

Notayı kendi kendime öğrendim diyorsunuz?

Şarkıcı olacağım ama nota filan bilmiyordum. Kimseden ders almadan, kitapların yardımıyla kendi kendime nota öğrendim. Bildiğim şarkıların notalarını inceliyordum. Piyanoda notaların yerlerini ezberliyordum. Öyle uğraşa uğraşa çözdüm.

Oğlunuz Lider Bey hem orkestranızda hem de konserde söyleyeceğiniz parçalarınızın sıralamasını yapıyor. Diğer oğlunuz Emirhan Bey konser programlarınızı yapıyor. Birlikte çalışmak nasıl?

Ben annemden babamdan ne gördüysem, çocuklarımla da aynı şeyi yaşıyorum. Annem babam bizimle hep iyi arkadaştılar, ben de iki oğlum ve bir kızımla öyle arkadaşım. Her şeyime onlar koşturuyorlar. Orkestrayı onlar hazırlıyor, neler yapılacak edilecek onlar planlıyor. Ben şarkılarımı söylüyorum sadece. Bu arada büyük oğlum Lider’e bir albüm yapıyoruz. Sene sonu gibi çıkarmayı planlıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Belkıs Ersan Yaka

Genel Yayın Yönetmeni/İmtiyaz Sahibi

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür-sanat etkinlikleri ve haberler için bizi takipte kalın.

/* ]]> */