Başarılı bir iş kadını ve yazar; Ümmü Gül Yılmaz

0
32

Yaşadığı hikayeleri kitap hâline getiren Ümmü Gül Yılmaz’ın yazdığı kitap Ocak ayında çıkıyor.

Ümmü Gül Hanım;  yoğun tempolu iş hayatıyla, evliliği, çocukları ve kariyerini aynı anda başarıyla götürebilen bir iş kadını.

 

Bir otomotiv firmasının; Avrupa, Asya, Pasifik ve G.Afrika satınalma müdürü olduğu için sık sık iş gezileri  oluyor. Havalimanlarında ve uçaklarda yaşadığı olayları, karşılaştığı kişileri ve hikâyeleri bir kitap haline getirmiş. Ocak ayında çıkacak olan kitabının adı: 33,000 feet’de

Gül Yılmaz ile röportaj için Agora’da buluşup kahve içtik. Çok sıcak, çok güzel gülen,  hayata olumlu bakmayı başarabilen bir hanımefendi Ümmü Gül Hanım. Bu güzel ve samimi sohbette bize kendisini, kitabını ve hikâyelerini anlattı:

Gül Yılmaz kimdir?

Elektrik – Eletronik Mühendisiyim, Manisa’da bir otomotiv firmasında satın alma müdürü olarak çalışıyorum. Evliyim ve iki oğlum var.

Beş dil biliyorsunuz, bu nasıl bir şey?

Beş dil konuşabiliyorum, çok keyifli bir şey bu benim için. Bulgaristan doğumlu olduğum için Bulgarcayı çok iyi konuşurum, aynı şekilde Rusçayı da iyi konuşurum. İngilizce okulda öğrendiğim ve sonradan işim gereği geliştirdiğim bir dil, bunlar dışında, Fransızcayı ve İtalyancayı da daha sonra ekledim.

Dil öğrenmem merakla başladı. Müziğe çok fazla eğilimim olması İngilizce ve İtalyanca öğrenmeme en büyük sebeptir. Yeni diller öğrenirken dinlediğim müziğin olumlu yönde etkisi olduğunu düşünüyorum.

Müzikle aranız iyi diyebilir miyiz o zaman?

Evet iyi, müziği seviyorum. Okul yıllarında 8 yıl gitar çaldım. Hâlâ arkadaş toplantılarımızda çalıyorum.

İş hayatınız nasıl başladı?

Elektrik – Elektronik Mühendisi olduğum için, kendime uygun olduğunu düşündüğüm bilinen bir beyaz eşya firmasında işe başladım. Firma bir süre sonra iyi derecede yabancı dilim olduğu ve sosyal yönümü güçlü bulduğu için beni satınalmaya transfer etti. Satınbalma uzmanı olarak başladım daha sonra Rusya’daki yeni kurulacak olan firmada lojistik ve satın alma müdürlüğüne getirildim.  Rusya’da 2 yıl yaşadım. İlk oğlum orada doğdu. Daha sonra Türkiye’ye dönüş yaptık. İş hayatımda değişiklik yapmak istedim ve otomotiv sektörüne geçtim. Brezilya ile ortak bir Türk firmasında satınalma müdürlüğüne başladım. iki yıl önce de Avrupa, Afrika, Pasifik ve Güney Amerika bölgelerinin satınalma müdürü oldum. İşimi seviyorum ve burada olmaktan çok mutluyum.

İş hayatınız çok yoğun, çocuklarınız var ve işiniz gereği çok seyahat ediyorsunuz. Hepsini bir arada götürmek zor olmuyor mu?

Bende her şey planlıdır. Bulunduğum pozisyon gereği çok yurtdışı seyahatlerim oluyor. Bu benim için yorucu olsa da çok planlı olduğum ve bunu tüm yaşamıma yaydığım için sıkıntı duymuyorum.

Kitap yazma düşüncesi nasıl oluştu?

2000 yılında bir iş seyahati sırasında Dubai havalimanında beş Budist’le karşılaştım. Hepsinin elinde birer çan vardı. Çok merak ettim ve yanlarına gidip sordum;  “çanları ne için taşıyorsunuz?” “çalmak için” diye cevapladılar. Anladım ki soruyu yanlış sordum ve tekrar; “ne amaçla taşıyorsunuz peki yanınızda” diye sordum. İçlerinden en yaşlı olanı; “evet asıl soru bu” dedi ve “çok kısa bir vaktimiz var, size öğretilerimizden bir tanesini anlatacağım. Eğer bunu gerçekten anlarsanız bütün hayatınızı değiştirebilirsiniz, anlamazsanız sizin için yapılacak bir şey yok.” Sanki ben de o anı beklermişim gibi hemen yanlarına oturdum ve “tamam ben dinlemeye hazırım” dedim. Daha sonra kendime çok şaşırdım, acaba ben hayatımdan memnun değil miyim, bir arayış içerisinde miyim diye? Bu konuşmayı yaptıktan sonra gerçekten hayata bakışım değişti.

Dinletilerini dinlediğim Budist’ler bunun uyanmak olduğunu düşünüyorlar. İlk başta her ne kadar inanmasam da bana; “farkında değilsiniz ama uyanmaya başlamışsınız. Hiç bir soru öylesine sorulmuyor, biz buna inanıyoruz. Bu bir uyanış siz farkında olsanız da olmasanız da sizde başlamış” dediler.

Bu benim ilk hikâyem ve adı; “uyanış.”

İş gezilerinde yaşadıklarımı arkadaşlarıma anlatıyordum, onlar da bana “neden bunları yazmıyorsun çok değişik hikâyeler” diyorlardı. Arkadaşlarımın önerileri, eşimin de desteği ile bu hikâyeleri kaleme aldım ve bir yayın evine götürdüm.

Hava limanları ve uçaklarda geçen tüm hikayelerimin ortak özelliği gerçeğe dayalı olmasıdır.

Kitabımı okuyanların içinde bir şeyler yapma heyecanı varsa, bu kitap onlara ilham olacaktır diye düşünüyorum.

Peki, ne zaman okuyabileceğiz kitabınızı?

Kitabım Ocak ayında çıkarılacak.

Lavanta yetiştirme fikri nasıl çıktı?

Toprakla uğraşmayı çok seviyorum. Bambaşka bir şey, insanın stresini alıyor. Bir dergide lavanta ekimi ile ilgili bir yazı okudum. İzmit tarafında lavanta yetiştirmeye başlayan bir bayanla ilgiliydi yazı. Merak ettim ve bunu yapan hanımefendiye ulaştım. Araştırdım, Urla’da lavanta köklerinin satıldığı bir yer buldum. Aldım ve dikimini gerçekleştirdim. Yaklaşık 300 kök ektim, ekimini ve bakımını bizzat kendim yaptım. Şimdi heyecanla büyümelerini bekliyorum.

Türkiye’de lavantayla ilgili hiçbir kitap yok. Eşim merakımı bildiği için bana Amazon’dan 2 tane kitap getirtti. Ben bu kitapları ilgiyle okudum ve çok yararlandım. Şimdi ben lavanta ile ilgili yaşadığım deneyimleri aktaracağım bir kitap yazmayı düşünüyorum. Bunun amacı ise edindiğim bilgi ve deneyimlerimi başkalarına aktarmak. Deneyimlerim başkalarına örnek olsun istiyorum.

Siz başarılı bir iş kadınısınız. Çocuk da yapmışsınız kariyer de; hatta bununla da kalmayıp bir de kitap yazmışsınız. Sizce başarınızın temelinde ne var?

Başarıyı nasıl tarif edersiniz? Kazandığınız parayla mı, oturduğunuz koltukla mı, insanların size “çok başarılısın” demesiyle mi? Benim için başarının tanımı çok farklı; ben yurt dışına giderken satınalma ekibim kapının önüne çıkıyorlar ve su döküyorlar arkamdan. Ben bunu başarabildiysem, eğer ben iyi bir insan olabildiysem, insanlar benim arkamdan su döküyorsa, sevgi ve saygı görüyorsam doğru yoldayım demektir.

Size göre hayattaki en zor şey nedir?

Bence hayattaki en zor şey çocuk doğurmak ve yetiştirmek. Bunu yapabiliyorsanız her şeyi yapabilirsiniz.

Sizin hayatınız Budist’lerle konuştuktan sonra mı değişti?

Hayır, onların anlattıkları aslında sadece bir soru işaretiydi. Soru işaretlerinin doğmasına sebep oldular. Ben o soru işaretlerine cevap getirdim. Allah bizlere inanılmaz yetenekler vermiş.

Farkındalığın yüksek olması düşüncelerimizi takip edebilmemize bağlıdır. Örneğim olumsuz birşey düşünürken, onu durdurup, konuyu bir kez daha gözden geçirebiliyorsanız, bu çok büyük bir farkındalıktır. Aklınızdan geçen olumlu düşüncelerle yaşadığınız ortamı yaratmış oluyorsunuz. Olumlu olduğunuz zaman olumlu enerjiyi çağırıştırıyorsunuz. Hz.Mevlana başta olmak üzere, günümüzde de birçok ünlü oğreticinin düşünceleri bu yöndedir. Bununla ilgili benim de doğru bulduğum güzel bir söz var; ‘’Gelecek sizin  düşüncelerinizin projeksiyonudur.’’