Narlıdere Life

Loreena Mckennıtt: “Müzik işitsel bir terapidir”

Müziğin bir insanın duygu durumu üzerindeki etkisi beni büyülüyor. Bunu işitsel bir terapi olarak açıklıyorum ben. 

Sizi bir kere daha Türkiye’de göreceğimiz için çok mutluyuz. Türkiye’de ve Türk dinleyicilerde en sevdiğiniz özellikleri sorarak başlayalım…

Türkiye ve ülkenin güzel insanlarıyla ilgili söylenecek çok şey var. Türkiye’ye zaman zaman seyahatlerim oluyor. Misafirperver karşılamalarınız, içtenliğiniz, alçakgönüllülüğünüz beni çok mutlu ediyor. Tarih ve kültür zenginliğinizden söz etmiyorum bile… Büyüleniyorum. Coğrafya olarak muazzam bir çeşitliliğe sahip, ülkenin her bölgesi başka güzel… 

Müzikle ilgili ilk anılarınız neler? Müzik ailenizin ve hayatınızın bir parçası mıydı? 

Müzikle iç içe bir ailede büyümedim. Yani müziği seviyorlardı elbette ama öyle kilise korolarında söyleyen, kamp ateşi etrafında çalan, söyleyen bir ailem yoktu. Ama içinde büyüdüğüm ortam çok müzikaldi, okullarda, çeşitli etkinliklerde müzik hep hayatımdaydı. 

Websitenizde “Küçükken veteriner olmak istiyordum. Ama en iyi planlarda bile bir sapma olur. Ben değil, müzik beni seçti.” yazmışsınız. Müziğin sizin üzerinizde nasıl bir etkisi var? 

Müziğin bir insanın duygu durumu üzerindeki etkisi beni gerçekten büyülüyor. Bunu işitsel bir terapi olarak açıklıyorum ben. Birçok insan da özellikle belli tür müziklerin yatıştırıcı, sakinleştirici etkisi üzerinde hemfikirdir. Örneğin klasik müzik ya da caz sizi farklı duygu durumlarına götürebilir. Birçok kişi müziği aynı zamanda bir meditasyon takviyesi olarak da görüyor. Bunun yanı sıra harekete geçirme, hareketlendirme özelliği de var. Örneğin Kelt geleneğinde, savaşlarda, üflemeli çalgıların, davulların kullanıldığı melodiler var. Daha modern zamanlarda ise heavy metal müziklere rastlıyoruz. Hepsinin insanın üzerindeki etkisi farklı ve büyüleyici. 

Kelt müziğiyle ve kültürüyle nasıl tanıştınız? O ilk buluşma nasıl oldu? 

1970’li yılların sonunda doğru Manitoba’da folk müzik çalan bir mekânda dinledim Kelt müziğini. Müzik beni ilk anda etkiledi ve ilk anda ben de muhakkak bu melodilerle iç içe olmalıyım diye düşündüm. 

Şarkı yazma ve beste yapma süreçlerinize dair bize biraz bilgi verir misiniz? 

Şarkı yazarken ya da beste yaparken genel geçer bir kural yok… Önce müzik de gelebilir, sözler de… Bazen aklıma sözler üşüşüyor, hemen bir deftere not alıyorum, sonra zaman içinde onlarla oynuyorum, geliştiriyorum. Bazen de ufak melodiler geliyor, kendiliğinden. Bir rahatlama anında ya da trende seyahat ederken, araba ya da bisiklet sürerken… Doğaya yaklaştıkça yaratıcılığınız artıyor. 

4 kıtada 15 ülkede platin ve multi-platin satış rakamlarına ulaştınız ve eleştirmenlerden de övgü dolu sözler aldınız. Başarınızın sırrı ne? 

Bunu açıklamak benim için çok kolay değil çünkü birçok bileşeni var. Kelt müziğinin insanları etkisi altına alan bir yanı var. Beni de ilk anda cezbetmişti. İkinci olarak düzenlemeleri çok geleneksel bir yaklaşımla yapmıyorum. Klasik enstrümanların yanı sıra elektro-gitar, vurmalılar gibi modern enstrümanlar da kullanıyorum. Seyahatlerim sırasında aldığım etnik enstrümanları da kullanıyorum. Üçüncü olarak da sesimde duygusal bir şeffaflık olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden dinleyiciler samimi ve dokunaklı buluyorlar sanırım. 

Müzik dışındaki ilgi alanlarınız neler? 

Bahçemle uğraşmayı seviyorum. Bisiklete binmeyi, kitap okumayı, arkadaşlarımla zaman geçirmeyi, yürüyüş ve kamp yapmayı seviyorum. 

Günlük hayatınızda kimleri dinlemeyi seviyorsunuz? 

Artık eskisinden daha az zaman bulabildiğim için şu anda çalışırken genellikle klasik müzik ya da dönem müzikleri dinliyorum. Yakın zamanda bu açıdan kendime daha çok zaman ayırabileceğimi umuyorum. Folk ve etnik melodileri, big band müziklerini ve caz dinlemeyi de seviyorum. 

Hayata ve müziğe dair esin kaynaklarınız neler? 

Doğa en büyük esin kaynağım ve onun bize öğretebileceği her şeyi özümsemeye, her şeyden ders almaya çalışıyorum. Türler arası bir bütünlük ve uyum içinde yaşamaya çabalıyorum, mümkün olduğunca daha az zarar vererek…

Sizce kaotik dünyamızda insanlığın en büyük problemi ne? 

Birçok açıdan ne kadar yıkıcı olduğumuzu anlamadığımız ve bununla başa çıkamadığımız bir hızda ve boyutta yaşıyoruz. Bence problemin temelinde bu var. 

Peki, müzik, daha iyi bir dünya için iyileştirici olabilir mi? 

Tek başına yeterli olmasa da kesinlikle çok önemli bir bileşen. İnsanlara diğer araçlardan çok daha direkt bir yoldan ulaşıyor ve onlara dokunuyor.

Melis Cantürk

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */