Narlıdere Life

İhtiyaçtan doğan bir marka: KAJUU

Merhabalar. Sizlere kısaca kendimi tanıtmakla başlamak istiyorum. Mimarım, evliyim ve iki çocuk annesiyim. 2008 yılında üniversiteden mezun olduktan sonraevlendim ve İstanbul’da yaşamaya başladım. Birçokfarklı ölçek ve türdeki projede çalışma fırsatı buldum. Buda mesleki deneyim açısından çok yaralı oldu benim için. Ancak İzmir’i çok seven biri olarak İstanbul’da yaşamak istemiyordum.2014 yılında İzmir’e taşınma fırsatını yakaladık. Aynı yıl üniversiteden bir sınıf arkadaşım ile şimdiki şirketimiz olan Ekip Mimarlığı kurduk. Mimarlık, iç mimarlık ve müteahhitlik hizmetleri vermekteyiz.

Ayrıca bir yılı aşkın süredir KAJUU markası altında çocuklar için özel aktivite mobilyaları tasarlıyorum. Bu sayıdaki yazımda size KAJUU’dan bahsedeceğim.

Marka ismimiz olan KAJUU kedimiz Kaju’nun ismidir. Kendisi fıstık gibi bir kızdır.

KAJUU nasıl orta çıktı derseniz, bir ihtiyaçtan ortaya çıktı diyebilirim. Oğlumun odasının dekorasyonunu yaparken ona fiziksel aktivite yapmasına olanak sağlayan mobilyalar almak istedim. Oğlum o zaman 5 yaşındaydı. Yaşının gereği hareketli bir çocuktu. Evdeyken enerjisini atacak aktiviteler yapmaktan yorgun düştüğümüz günler az değildir.Bir yandan da onu televizyon, tablet, telefon gibi ekranlardan da uzak tutmaya çalışıyorduk.

Araştırmaya başladığımda gördüm ki yurt dışında çok fazla seçenek olmasına rağmen, yurt içinde evde kullanmak için istediğim gibi bir ürün yok. Yurt dışından almakta maliyetli olacaktı. Bende mimar olmamın da avantajını kullanarak kendim tasarlayıp yapmaya karar verdim. Tırmanma duvarı olarak adlandırdığımız ürünü ilk oğlum için yaptırdım. İlk zamanlar Yağız’ın odasına giren çocukların tepkilerini görmek çok keyifli oldu. Çok heyecanlanıyorlardı tırmanma duvarını görünce. Üzerinden inmiyorlardı. Ebeveynleri de onlar için de yapmam gerektiğini söylüyorlardı. Aslında böyle bir düşüncem yoktu. Ama bir süre sonra neden başka çocuklar için de tasarlamayayım ki dedim ve böylelikle bu serüvene başlamış oldum.

Sadece tırmanma duvarı değil çocukların hem fiziksel gelişimlerine hem de kaba ve ince motor gelişimlerine destek olacak başka ürünlerde tasarlamaya karar verdim. Özellikle okul öncesi dönem çocuklarının hareket gelişimini destekleyecek nitelikte ürünler olsun istiyordum. Çünkü okul öncesi dönemde, çocuğun fiziksel gelişim süreçlerinin desteklenmesi onun sağlıklı bir birey olmasında önemli bir yol oynadığını biliyordum. Bu dönemde, bedenin ve buna bağlı olan hareketlerin gelişimi, gerek ev gerekse okul eğitiminde en çok ihmal edilen konulardan biri olduğunu okumuştum bir yazıda. Özellikle şehirlerde yaşayan çocukların ev ortamında daha kısıtlı hareket imkânı olduğu dile getirilmişti. Bende hedef kitlem olarak okul öncesi dönemdeki şehirli çocukları seçtim.

Tasarım süreci aylar sürdü. Mimar olarak tasarımlarımın özgün ve işlevsel olması kaygısını taşıyordum. Bir anne olarak ise ürünün güvenliği ve kalitesi ön plandaydı. Ayrıca bir ev hanımı olarak ta ürünün sürekli yer kaplamaması için kolay kurulabilir ve sökülebilir olmasını istiyordum. Etrafımdaki ebeveynlere de danışıp fikirlerini aldım. Tasarım süresi boyunca bu farklı talepleri göz önünde bulundurdum.Sonra protiplerin hazırlanması süreci başladı. Ürünler olgunlaşınca sosyal medya aracılığı ile insanlara ulaşmaya başladık.

Neydi beni bu kadar yoğun bir yaşam temposu içerisinde bu işe zaman ayırmaya iten şey diye düşündüğümde görüyorum kimotivasyon kaynağım çocuklar için faydalı bir şeyler yapıyor olmak.

Şimdiki çocukların bizim çocukluğumdaki gibi bir çocukluk yaşayamadıklarını görmek bende hep bir burukluğa neden olmuştur. Eski günleri getirmekte mümkün değil…

Teknoloji hayatımıza girdiğinden beri yaşam tarzlarımızın değiştiği bir gerçek… Elektronik aletler artık birçok şeyi bizim yerimize yapıyor. Örneğin alış veriş yapmak için dışarı çıkmak yerine artık akıllı telefonlarımızın yardımıyla internetten istediğimiz her şeyi alabiliyoruz. Yoğun şehir yaşamının getirdiği yorgunluk insanları bu kolaylıkları kullanmaya itiyor.

Ama artık o kadar az hareket eder olduk ki bu durum hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı olumsuz etkiler oldu. Bu çocuklarımız içinde geçerli maalesef. Biz yine şanslı nesillerdeniz. Çocukluğumuzda sokaklarda arkadaşlarımızla koşup oynadık. Sokakta oynarken tırmandık, sıçradık, sallandık… Yani bedensel gelişimimiz için gerekli olan hareketleri yaptık. Aynı zamanda paylaşmayı, yardımlaşmayı, grup halinde çalışmayı öğrenerek sosyal ve duygusal becerilerimizi geliştirdik.

Mahalle kültürünün de yok olmaya başlamasıyla hem komşuluk ilişkilerimiz hem de birbirimize olan güvenimiz azaldı. Eskiden insanlar neredeyse mahallesindeki herkesi tanırdı.  Ama şimdi karşı komşusunu bile tanımayabiliyor. Ailelerde artık çocuklarını sokakta oynaması için tek başlarına bırakamıyor.Çünkü başlarına kötü bir şey gelmesinden korkuyor.Özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklar dışarı ailesinden biri olmadan çıkamıyor. Yoğun yaşam temposu içinde ebeveynlerin de çocuklarını her istediğinde dışarı çıkaracak vakti ve/veya enerjisi olmayabiliyor.

Sokağa çıkamayan çocuk evde dört duvar arasında vakit geçirmek zorunda kalıyor. Televizyon, tablet, telefon ekranları başında kendilerini oyalıyorlar.  Hareket azlığı çocukların hem sağlığını hem de psikolojisini olumsuz etkiliyor. Örneğin TV seyretmede harcanan haftalık saatler ile çocuklardaki obezite arasında açık bir ilişki bulmuş araştırmacılar.

Kajuu ile hedefimiz çocukların evlerinde güvenli ve hijyenik bir ortamda daha çok fiziksel aktivite yapmalarına destek olmak ve temel hareket becerilerini geliştirerek kendilerine olan güvenlerini artırmak. Sağlıklı nesiller için ailelere de çocuklarını hareket etmeye yönlendirmelerini tavsiye ediyoruz.

Sloganımız #ekransizeglence

www.ekipmimarlık.com

Sevgiler…

Melis Cantürk

Yorum ekle

Bizi takip edin!

Kültür - sanat ve gayrimenkul haberleri için bizi takipte kalın.

0 553 703 54 33

/* ]]> */